Teberrük

ez-Zehebi teberrük bahsinde şöyle bir mütalada bulunur:

“Ahmed bin Abdülmünim birçok defa bize nakletmiştir. O şöyle demektedir: “Ebû Cafer Saydalani yazılı olarak (kitabeten) Ebû Ali Haddad’tan, o da huzuren (yazılı değil sözlü) Ebû Naim el-Hafız’dan, o da Abdullah bin Cafer’den, o da Muhammed bin Asım’dan, o da Ebû Üsame’den, o Ubeydulah’tan, o Nafi’den, o da İbni Ömer’den nakletmiştir: (O, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’nin kabrine el sürmeyi mekruh görürdü) “Ben diyorum ki bu bir edepsizlik sayılacağı için mekruhtur.” Ahmed bin Hanbel’e Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kabrine el sürmek ve öpmenin hükmünden sorduklarında bunda bir beis olmadığını söylemiştir. Bunu oğlu Abdullah bin Hanbel rivayet etmiştir. Eğer, “Sahabe böyle bir şey yapmış mıdır” diye sorulacak olursa şöyle cevap vermek mümkündür: “Sahabeyi Kiram onu hayattayken görmüş ve yeteri kadar beraber olmuşlardır. Ellerinden öpmüş, abdest suyunu kapışmış ve hac yaptığı zaman onun saçlarını bölüşmüşlerdi. Burnunu temizlediği zaman çıkanları birisi elleriyle yakalayarak yüzlerine bile sürmüşlerdi. Onun kabrine sürekli gelerek, saygıyla el sürmek ve öpmek arzusu, bizlere böyle bir imkân nasip olmadığı içindir. Görülmüyor mu ki sabit el-Benani “Bu eller Allah Resulü -sallallahu aleyhi ve sellem-’nün ellerine dokunmuştur” dediğinde, Enes bin Malik onun ellerini öpüp nasıl başına koymaktadır. Bu gibi işler sadece ve sadece Allah resulü -sallallahu aleyhi ve sellem-’ne olan muhabbetin taşkınlığından kaynaklanmaktadır. Zira her Müslüman Allah’ı ve resulü’nü kendisinden, evlatlarından, tüm insanlardan, malından, cennetten ve hurilerden daha fazla sevmek ile yükümlüdür. Hatta her bir mümin Hz. Ebûbekir ve Hz Ömer’i kendilerinden daha fazla severler. Nerede kaldı peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-.Bize aktarıldı ki Cindar, Bika dağı tarafında ikamet etmekteydi. Orada bir adamın Hz. Ebûbekir-radıyallâhu anh-’a hakaret edip sövdüğünü işitmişti. Bunun üzerine derhal kılıcını sıyırarak o adamın yanına gitmiş ve boynunu vurmuştu. Eğer kendine ya da babasına sövüldüğünü işitseydi elbette ki o adamın kanını dökmeyi mübah kabul etmezdi. Sahabeyi kiramın, nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e olan muhabbetlerinin taşkınlığından dolayı “Sana secde edelim mi?” diye sormalarının sebebi iyi anlaşılmalıdır. O -sallallahu aleyhi ve sellem- “hayır” diye cevaplamıştı ama eğer ki izin verseydi hepsi ona ibadet için değil, tazim için secde edeceklerdi. Aynı Yusuf -aleyhisselâm-’ın kardeşlerinin Yusuf’a secdesi gibi. Bir Müslüman, nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’nin kabrine secde edecek olsa bile bu şekilde değerlendirilmelidir. Secde eden kişi elbette haram işleyip asi bir günahkâr olur. Ama tekfir edilmemelidir. Bunu söylemek ile böyle bir secdenin yasak olmadığını kastetmiyoruz. Kabirlere doğru kılınan namazlarda aynı böyledir.”

[Ez-Zehebi “Mucemu’ş-Şuyuh” 1/73–4 ]

Reklamlar
Categories: Teberrük | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

vehhabilere reddiye kitabi !!


Medine’de daha önce çıkan Selefiler ve Tasavvufçuların Görüşleri adlı eserimize reddiyye yazıldığını öğrendik. Ama Selefiler ve Vehhabilere Rediyye isimli kitap çıkmış oldu bir kere. Bu sefer eski kitaba yazılan rediyyeye karşı ce­vap vermedurumu oluştu. 378 sayfalık Selefiler ve Tasavvufçuların Görüş­leri adlı eski eserimize yazılan 188 sayfalık rediyyede karşı tarafın haklı olduğu bazı yerlerdeki hatalarımızı düzelttik. Bu arada bize yazılan rediyyedeki eksik ve yanlış verilen bilgilerin doğrularını Selefilik Adı Altın­daki Görüşlere Selefice Cevaplar adlı 800 sayfalık yeni kitapta cevap vererek sizlere sunduk. Umarız, onlar da hatalarını görüp düzeltirler.

Hüseyin Avni Hocaefendi rediyyedeki tevessül konusu ve o konudaki hadislere yapılan itirazlara Mahmud Saîd el-Memduh un eserinden tercüme ve kendi bilgilerini birleştirerek tek tek cevaplar vermiş ve Türkiye’­deki eserlerde olmayan bu bilgileri bizlere kazandırmıştır.

Özellikle bu kitaptaki 2’nci 4’nci 5’nci ve 6’inci Hadislerin her iki tarafa göre tahriç ve değerlen­dirmelerine, itirazlara ve o itirazlara verilen cevaplara bakıldığında, bu eserin Türkiye’de bir ilk olduğunu kaynak özelliği taşıdığını göreceksiniz.

Biz üzerimize düşeni yapmaya çalıştık. Şimdi sıra sizlerde etrafınızda, internet ortamında eksik bilgi ve şüphelerinden dolayı Müslümanları tekfir eden Müslüman kardeşlerimize doğruları anlatıp, onların şüphelerini giderip tekfirden kurtararak Müslümanlar arasında oluşması gereken birliğe faydalı olmanızı bekliyorum.

Yasin Yayınevi Sipariş Hattı: 0212 534 04 34 – www.yasinyayinevi.comwww.kitapkalbi.com Kargo ile eve Teslim.

Categories: Ölüler işitir-Ruh ölmez, Ölünün tasarrufu, Ölüye amellerin hediye ve arz edilmesi, Bid'at kavramı, Kabir ve ruh, Kabir ziyareti, Kabirde kuran okumak, Müşrik-Mümin farkı, Taşlarla tesbih, Teberrük, Tevessül, Vehhabi Fitnesi, Vehhabilik(tarih-hadis-alimler), Şefaat

Peygamber(sallallahu aleyhi vesellem) efendimizin bir tel saçı!!

Peygamber(sallallahu aleyhi vesellem) efendimizin bir tel saçı!!

IMAM ZEHEBI(radiallahu anh)’den

Özet: Resûlullah’ın bir tel saçına sahip olmayı, yeryüzünün bütün altın ve gümüşlerine sahip olmaya tercih ederdim.

Büyük tabiîlerden fakih ve muhaddis Abîda b. Amr es-Selmanî’ dir (ö. 72/691). Aslen Yemen’li olan Abide, Efendimiz’in vefatından iki yıl kadar önce, Mekke fethi sıralarında müslüman oldu, fakat içinde bulunduğu şartlar sebebiyle Medine’ye gelip de Resulullah Efendimiz’i göremedi. Ancak Hz. Ömer devrinde Küfe’ye gelip yerleşti ve birçok fütühata katıldı. Fıkıh dediğimiz İslam Hukuku’nda öylesine büyük bir şöhret kazandı ki, Küfe’nin meşhur dört fakîhinin en üstünü olarak o gösterildi. Devrinin en büyük kadılarından biri olan Kadî Şüreyh bile içinden çıkamadığı meseleleri gelip ona danışırdı.

Kendisinden en çok faydalanan talebesi Enes İbni Malik’in azatlı kölesi olan şöhretli fıkıh alimi Muhammed İbni Şirin ile bir gün Efendimiz’e dair sohbet ediyorlardı. İbni Şîrîn, efendisi Enes İbni Malik sayesinde Resûlullah’ın bir tel saçına sahip olduğunu söyledi. Böyle bir devleti elden kaçıran Abide es-Selmanî üzüntüsünü şöyle dile getirdi:- Resûlullah’ın bir tel saçına sahip olmayı, yeryüzünün bütün altın ve gümüşlerine sahip olmaya tercih ederdim.

Abide es-Selmanî’nin gönül zenginliğini gösteren bu özlü sözler, Zehebî’yi (ö. 748/1348) çok duygulandırmıştır. 23 ciltten meydana gelen Siyerü a’lami’n-nübela adlı eserinde (IV , 42-43) bu sözleri naklettikten sonra, büyük bir duygu seli halindeki hislerini şöyle dile getirmiştir:

”Resûlullah’ın bir tel saçını, insanların sahip olduğu bütün altın ve gümüşlere tercih eden Abîde’nin bu sözleri, doruk noktasındaki bir muhabbetin göstergesidir. O büyük alim, Hz. Peygamber’in vefatının üzerinden yalnızca elli sene geçmişken böyle söylerse, onun vusülünden yedi yüz sene sonra şayet güvenli bir şekilde onun bir tel saçını veya pabucunun kayışını, yahut kesip attığı bir tırnağını, hatta su içtiği toprak kabın bir parçasını elde edecek olsak, acaba bizim ne söylememiz gerekir! Şayet zengin bir adam servetinin büyük bir kısmını böyle bir şeyi elde etmek için sarf etse, sen ona saçıp savuran veya akılsızca para harcayan biri gözüyle mi bakarsın? Hayır, hayır. Resulullah’ın mübarek elleriyle yaptığı Mescid-i Nebevi’sini ziyaret edebilmek, onun aziz şehrinde Hücre-i saadet’inin yanı başında kendisine selam verebilmek için varını yoğunu harcamaktan çekinme! Medine’ye vardığında onun sevgili Uhud’una doya doya bak ve onu sen de sev! Çünkü Uhud’u senin Peygamber’in aleyhisselam da çok severdi. Onun ravzasına ve oturup kalktığı yerlere defalarca giderek ruhunu iyice doyurup kandırmaya gayret et! Zira Kainatın Efendisi olan o zatı canından, yavrundan, sahip olduğun her şeyden, kısacası bütün insanlardan, daha çok sevmedikçe mü’min olamazsın. Cennetten yeryüzüne inen o mübarek Hacerülesved’i öp! Kainatın Efendisi’nin öptüğü yeri öğrenerek oraya dudağını yapıştır! Cenab-ı Mevla’nın sana lütfettiği bu saadet sebebiyle haydi gözün aydın olsun. Dünyada bundan daha büyük bir bahtiyarlık yoktur. Şayet Resül-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’in Hacerülesved’e doğru kaldırıp işaret ettiği, sonra da öptüğü bastonu bugün ele geçirmîş olsaydık, o bastonu görüp öpebilmek için bütün gayretimizi sarf etmemiz gerekirdi. Artık şunu kesin olarak biliyoruz ki, Hacerülesved’i öpmek, onun bastonunu ve pabucunu öpmekten daha değerli ve faziletlidir. Tabiî alimlerinden Sabit el-Bünani, Enes b. Malik’i görünce elini tutar ve “bu el, Resulullah’ın eline dokunmuş bir eldir” diye öperdi. … Şayet hacca gidememişsen, hacdan dönenlerden birini kucakla ve “bu ağız, sevgilim aleyhisselam’ın öptüğü taşı öpmüştür” diyerek sen de onun ağzını öp!

Categories: Teberrük, Tevessül-Teberruk-Istiğase-Himmet | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Resûlullah’ın Cübbesi İle Teberrük!

عن أسماء بنت أبي بكر رضى الله عنهما: أنها أخرجت جبة طيالسة كسروانية لها لبنة ديباج وفرجيها مكفوفين بالديباج، وقالت: هذه جبة رسول الله صلى الله عليه وسلم كانت عند عائشة فلما قبضت قبضتها، وكان النبي صلى الله عليه وسلم يلبسها فنحن نغسلها للمرضى يستشفى بها.

Ebû Bekr-i Sıddîk radıyallahu anh’ın kızı Esma radıyallahu anhâ, Kisrâ’ya mensup (Acem hükümdarlarının giydiği) ipekten yaması bulunan, kenarları dîba (kalın kıymetli ipek) ile geçilmiş, taylasandan olan (iki parmak genişliğinde ipekten uzun şeritleri olan) cübbeyi çıkararak (göstererek): “İşte bu, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in cübbesidir, bu cübbe vefâtına kadar Âişe radıyallâhu anhâ’nın yanında idi. O vefât edince ben aldım. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu giyerdi, biz de onu hastalar için yıkıyoruz, (suyunu onlara içiriyoruz) onunla şifâ talebediliyor” dedi. (Müslim “Libas ve Zinet” 2, (no: 2069, 3/1641).
İmâm Nevevî rahimehullah’ın beyanına göre, bu hadis-i şerif salihlerin eserleriyle teberrükte bulunmanın müstehap olduğuna delalet etmektedir. (Sahih-i Müslim, Şerhü’n-Nevevî, XIV, 44.)

Categories: Teberrük, Tevessül-Teberruk-Istiğase-Himmet | Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Peygamber efendimiz’in(sav) namaz kildigi yer ile teberrük!

Mahmud b. er-Rabî el Ensârî radıyallahu anh şöyle anlatıyor: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından, aynı zamanda Bedir’de bulunan ensardan olan Itbân İbn Mâlik radıyallahu anh bir kere Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:
— Ya Resûlullah! Gözümü beğenmiyorum (gözüm zayıfladı veya kör oldu). Ben kavmime namaz kıldırmaktayım, yağmurlar yağınca benimle onlar arasındaki vadi(de seller) akıyor, o zaman ben onların mescidine gidip kendilerine namaz kıldırmaya imkân bulamıyorum.
— Ya Resûlallah! İstedim ki sen bana gelesin, evimde namaz kılasın da ben o yeri namazgâh edineyim.” dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona: “İnşallah (dediğini) yaparım.” buyurdu.
Ertesi sabah Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir radıyallahu anh ile beraber gün yükseldiği vakit bana geldiler. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (içeri girmek için) izin istedi, ben de izin verdim. Eve girdiğinde oturmadı sonra:
— “Evinin neresinde namaz kılmamı istersin?” buyurdu.
Ben evin bir tarafını ona gösterdim, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namaza durmak üzere tekbir aldı, biz de durup saf olduk, iki rekât kıldırdıktan sonra selâm verdi.
[Buhârî, Mesâcid: 14, (no: 415, I, 164), Müslim, İman: 10, (no: 33, I, 61), İbn Mace, Mesacid: 8, (no: 754), Nesâî, İkamet: 46, (no: 843, II, 440), Ebû Dâvûd et-Tayâlisî, no: 1241, s: 174.]

Ebû Bürde’den nakledilir: “Ben Medine’ye geldiğim zaman, Abdullah bin Selam ile karşılaştım. Bana: “Eve gel sana Allah Resulü sallallahu aleyhi ve selem’in su içtiği kaptan su içiririm ve onun namaz kıldığı yerde de namaz kılarsın” demişti.
Ben evine gittim. Bana o kap ile sevık (bir çeşit çorba), yanında da hurma ikram etti. Mescidinde de namaz kıldım.”
[ Buhari “Kitab ve Sünnete Bağlılık Kitabı” Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’i anmak ve ilim ehlinin ittifakına teşvik babı”]

Categories: Teberrük, Tevessül-Teberruk-Istiğase-Himmet | Etiketler: ,

O -sallallahu aleyhi ve sellem-’nun teriyle teberrük!!

Sümame, Enes -radıyallâhu anh-’den rivayet etmiştir: “Ümmü Süleym, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e bir deri döşek serer o da onun üzerinde kaylule uykusu yapardı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- uyuduğu zaman Ümmü Süleym onun terini ve saçlarını toplar ve bir kaba doldurarak onları elindeki kokularla karıştırırdı. Enes bin Malik vefatı yaklaştığı sıralarda, benden naşına bu kokudan sürmesini istemişti. Dediği gibi yaptık.
[Buhari “İstizan kitabı” “onun yanlarında kaylüle yaptığı kişiler babı”]

Müslim’deki rivayette şöyle gelmiştir: “Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bize gelmiş ve kaylule uykusuna yatmıştı. Uyurken terlemişti. Bunun üzerine Ümmü Süleym gelerek onun terini sıyırmaya ve bir kaba doldurmaya başlamıştı. Bu esnada nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- uyanmış ve:
يا أم سليم ما هذا الذي تصنعين؟
“Ne yapıyorsun ey Ümm-ü Süleym?” diye sormuş. O da: “Terini elimizdeki kokularla karıştırıyorum. Terin bütün kokulardan daha güzel kokuyor” diye karşılık vermişti..
İshak bin Ebu Talha’dan gelen rivayette şöyledir: “O -sallallahu aleyhi ve sellem- uyurken terlemiş ve teri yatağın üstündeki bir deri parçasının üzerinde birikmişti. Ümmü Süleym, o teri bir beze emdirerek bir kabın içine sıkıyordu. Allah Resulü o sırada uyanıp:
ما تصنعين؟
“Ne yapıyorsun?” diye sorunca o da: “Çocuklarımız için bereketini umuyoruz” diye cevaplamış, bunun üzerine Allah resulü:
أصبت
“İsabetli davrandın” diye karşılıkta bulunmuşlardır.”
Ebû Kalabe rivayetinde: “Ümmü Süleym terleri topluyor ve koku kabına koyuyordu.
ما هذا؟
“Bu nedir” diye soran Allah Resulü’ne Ümmü Süleym: “Terinizi elimizdeki kokularla karıştırıyoruz” diye cevap vermişti.”

Bu rivayetlerden Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in Ümmü Süleym’in yaptığı işi fark ettiğini ve tasvip ettiğini anlamaktayız Ümmü Süleym’in “güzel koktuğu için” ya da “bereket için terini topluyorum” demesi arasında bir çelişki yoktur. Bilakis her ikisi için de bu işi yaptığına kabul etmek en doğrusudur.”
[İbni Hacer “Fethu’l-Bari” 11/2]

[Mefahim]

Categories: Teberrük, Tevessül-Teberruk-Istiğase-Himmet | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Peygamberlerin hatirasi olan yerlerle Teberrük!

Teberrük

İmam Malik “Muvatta” adlı eserinde, “Muhammed bin Amr bin Halhal ed-Deyli’den, o da Muhammed bin İbni İmran el-Ensari’den, o da babasından naklen şu rivayeti yapar: “Ben Mekke’ye giderken bir ağacın altında konaklamak için durmuştum. Abdullah bin Ömer bana rastladı ve: “Neden bu ağacın altında konaklıyorsun?” diye sordu. Ben de: “Gölgelenmek için” diye cevap verdim. Bu sefer o: “Bundan başka bir sebebi yok mu?” diye sordu. Bende: “Hayır başka bir sebebi yok” dedim. Bunun üzerine Abdullah bin Ömer bana: “Allah Resulü -sallallahu aleyhi ve sellem- bana şöyle buyurmuştu:
“Mina’dan gelirken Ahşebeyn (bir mekanmı) arasına uğrarsan –eliyle maşrık tarafını göstererek- orada ‘es-sürer’ adında bir vadi vardır. Oradaki ağaçlıklar altına yetmiş tane peygamberin göbek bağı kesilmiştir.”
İmam Malik burada geçen ‘sürre’ kelimesinin göbek bağı kesilmek anlamına geldiğini söylemiştir.
[İmam Malik “Muvatta” hac kitabı, haccı cemetme babında bu rivayeti zikreder. 1/424, İbni Hıbban “Sahih”te ‘el-İhsan babı’ 8/47 hadis no: 6211, Nesai, ‘hac kitabı’ ‘mina hakkında söylenenler babı’ 5/249 hadis no: 2995, Ahmed “Müsned” 2/138 hadis no: 6233, Beyhaki “es-Süneü’l-Kübra” ‘hac kitabı’ ‘mina’da konaklama babı’ 5/139 hadis no: 961]

Zerkani “Oradaki ağaçlıklar altına yetmiş tane peygamberin göbek bağı kesilmiştir” kısmıyla alakalı şöyle bir açıklamada bulunur:
“Yani oradaki ağaçların altlarında doğmuş ve göbek bağları (sürr) orada kesilmiştir. Göbek bağı (Sürr) çocuklar doğduğu zaman göbeklerinden (sürre) kesilen kısımdır” der. “en-Nihaye” ve diğer eserlerde bu şekilde geçmektedir. İmam Suyuti’nin “altlarında doğdukları zaman göbek bağları (sürr) değil de göbekleri (sürre) kesilmiştir demesi iki kelime arasında ki alakadan dolayı mecazen söylenmiştir. İmam Malik bu kelimenin manasına dair şöyle demiştir: “Onlar ağaçların altında doğum gibi sevindirici bir haber aldıkları için göbek bağı (sürr) sevinç (sürur) anlamından türetilmiştir.”İbni Habib şöyle söyler: “Bu kelime sevinç (sürur) kelimesinden türemiştir. Ağaçların altında doğum haberini alıp ve sevindiklerinden dolayı bu kelime göbek bağını kesmek anlamına gelmektedir. Bununla alakalı farklı görüşlerde vardır. Bu rivayette peygamberlerin hatırası olan yerlerle teberrük edilebileceğine delalet vardır.”
[Şerhü’z-Zerkani ale’l-Muvatta” 2/399]

İbni Abdilber şöyle söyler:

“Hadisi şerif, peygamberler ve salih insanların evleri, makamları, uğradıkları yerler ile teberrük edilebileceğine delildir. Abdullah İbni Ömer’de bu hadis ile bunu kastetmektedir. Allah en doğrusunu bilir.”
[İbni Abdilber, “et-Temhid” 13/67]

Categories: Teberrük, Tevessül-Teberruk-Istiğase-Himmet | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

İmâm Şâfiî(ra) ve Teberrük!

tabakat es shafii el kubra cilt 2 sayfa 36

İmâm Şâfiî’nin talebelerinden olan Rabî b. Süleyman anlatır:

“Bir gün İmâm Şâfiî bana; Rabî bu mektup al, Ahmed b. Hanbel’e götür ve cevabını bana getir.” dedi.
Ben mektubu Ahmed b. Hanbele götürdüm. Ahmed b. Hanbel mektubu okuduktan sonra çok sevindi. Ahmed b. Hanbel üzerindeki gömleği çıkarıp bana hediye etti. Mektubun cevabını İmâm Şâfiî’ye getirdim. İmâm Şâfiî bana: Sana hediye edilen gömleği alıp, seni üzmek istemeyiz. Ancak, hiç olmazsa onu bir suya batır ve o suyu bize ver ki, biz de o gömleğin bereketine böylece ortak olalım, dedi.

[İbnü’l-Cevzî, Menâkıbü’l-İmâm Ahmed b. Hanbel, s. 609-610; Tabakat es shafii el kubra cilt 2 sayfa 36]

Molla Aliyyü’l kari diyor ki.: İmam şafii bağdatda iken imam ahmedin içinde işkence yapıldığı çamaşırını istemiş ,imam ahmed de ona gömleğini göndermişdir.İmam şafii gömleğini alınca suyun içine koymuş ıslatmış ve onun suyuyla bereketlenmek üzere içmişdir.bu ise imam ahmedin menkıbesi için büyük bir şerefdir.

[Siyerü ‘lam-in Nübela, c.11 s.213-232 Şerh-i Mişkat, İsmail Çetin k.s cilt 1, sayfa: 287]

Categories: Teberrük, Tevessül-Teberruk-Istiğase-Himmet | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Imam Zehebi(ra) ve Teberrük!

siyar-dhahabidenemetererruk

Gördüğünüz resim İmam Zehebinin(r.a) “Siyer Alem en Nubela” isimli kitabinin 11-ci cildinin 212-ci sayfasidir.Sayfada aynen şu sözler geçiyor:
“Abdullah bin Ahmed şöyle söylemektedir:

“Ben babamı, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e ait bir kılı öperken görmüştüm. O kılı gözlerine sürdüğünü ve suyun içine koyarak o sudan içerek şifa dilediğini de gördüğümü zannediyorum. O, suyun daha güzel olacağı düşüncesiyle Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e ait büyük bir kabı yıkayarak, artık suyu içmişti. Onun zemzem suyundan da şifa beklediğini gördüm, onu ellerine ve yüzüne sürmekteydi.”

Ben –(Zehebi)- diyorum ki: “İmam Ahmed’i inkâr edip beğenmeyenler neredeler acaba? Abdullah bir gün, Allah resulünün minberi ve hücreyi nebi ile teberrük edenlerin halinden sormuş, İmam Ahmed de: “Ben bunda bir sakınca görmüyorum” diye cevap vermiştir. Allah haricilerin ve bidatçilerin görüşlerinden bizleri ve sizleri muhafaza etsin.”
(Siyer Alem En Nubela,cilt 11,sayfa 212)

SON CUMLEYE DIKKAT, nediyor imam Zehebi?? HARICILER ve BIDATCILARIN goruslerinden bizleri ve sizleri muhafaza etsin!

Teberrugu kabul etmeyip isine gelince imam zehebiden delil getirenler iyi okusun,sizlere nediyor;)
bizde imam zehebinin(radillahu anh) bu duasina AMINNNNN diyoruz!!

Categories: Teberrük, Tevessül-Teberruk-Istiğase-Himmet | Etiketler: , , , , , , , , , ,

Resulullah’in(sav) saçı ile teberrük!!

İmam Müsliminn(r.a) “Sahih”inde yer verdiği bir hadisden geliyor.Gördüğünüz resim,Ehli Sünnetin en güvenilir kaynaklarindan olan İmam Müslimin(r.a) “Sahihi Müslim ” kitabinin 541-542 ci sayfalaridir.Bu Sayfada şu sözler geçiyor:

« لما رمى رسول الله صلى الله عليه وسلم الجمرة, و نحر نسكه و حلق, ناول الحالق شقه الأيمن فحلقه. ثم دعا أبا طلحة الأنصاري فأعطاه إياه. ثم ناوله الشق الأيسر. فقال “احلق” فحلقه, فأعطاه أبا طلحة. فقال “اقسمه بين الناس” »

Enes -radıyallâhu anh-’dan rivayetle şöyle nakleder:

“Allah Resulü -sallallahu aleyhi ve sellem- Cemre’de şeytan taşladıktan sonra kurbanını kesmiş, Daha sonra berbere ilk önce sağ sonra sol tarafını işaret ederek “buraları al” diye buyurarak saçlarını kestirmiş kesilen saçları Ebû Talha el Ensariye(r.a) vermiş, sol kısmını da kestirdikten sonra:
Bunu insanlar arasında paylaştırın” diye buyurmuşdular.

Categories: Teberrük, Tevessül-Teberruk-Istiğase-Himmet | Etiketler: , , , , , , , , , ,

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.