İmam-ı Malik’e (rahimehullah) Aidiyeti Güneş Gibi Parlak Olan Rivayeti Zayıflatmaya Çalışan Vehahbilere CEVAP…!

İmam-ı Malik’in Tevessül Hakkındaki Sözü

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla. Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Sonsuz Salat ve Selam Resulüne, âli ve Ashabına ve İhsan üzere onlara Tabi olanlara olsun.

Maliki mezhebinin kurucusu İmam-ı Malik gibi bir zata iftira atmakta hiç tereddüt etmeyen bu şeytanın boynuzu grup şimdi de tevessül hakkında söylediği söze neler yaptığını ortaya koyacağız inşaAllah.

İmamın sözü şu şekildedir:

(((“Ey Müminlerin emiri! Bu camide sesini yükseltme! Muhakkak ki Allah Teâlâ bir kavmi edeplendirdi ve onlara şöyle buyurdu: “Ey iman edenler!Seslerinizi Peygamber’in sesinden fazla yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın. Öyle yaparsanız, siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider.” (Hucurat 49/2) Bir kavmi de överek şöyle buyurdu: “Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah’ın kalplerini takva ile imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.” (Hucurat 49/3) Bir kavmi de yererek şöyle buyurdu: “(Resülüm!) Sana odaların arkasından bağıranların çoğu, aklı ermez kimselerdir.” (Hucurat 49/4)  Muhakkak ki Onun (sallallahu aelyhi ve sellem)-naaşına- hürmet, dirisine hürmet ile aynıdır. Ebu Cafer İmam-ı Malik’e itaat etti ve:

-Ey Ebu Abdullah! Ben Allah Resulüne (sallallahu aleyhi ve sellem) bakarak mı dua edeyim yoksa kıbleye bakarak mı? İmam-ı Malik (rahimehullah) şöyle buyrudu:

-Sen neden ondan yüzünü çeviriyorsun ki? Halbuki O (sallallahu aleyhi ve sellem) kıyamet günü, senin ve baban Adem’in (aleyhisselam) Allah’a vesilesidir. Bununla da kalma hem Ona yönel ve hem de Ondan kendine şefaat talep et, Allah Teâlâ Onu senin için şefaatçi kabul eder. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve Resul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah’ı affedici, merhametli bulurlardı. (Nisa 4/64))))

Değerli kardeşlerim; burada apaçık ve net bir şekilde görüyoruz ki İmam-ı Malik (rahimehullah) da diğer Ehlisünnet alimleri gibi: 

  1. Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) kabr-i şerifinin yanında dua etmeyi kabul ediyor.
  2. Efendimize (sallallahu aleyhi ve sellem) diri iken nasıl hürmet edildi ise naaşına da öyle hürmet edilmesini emrediyor.
  3. Dua ederken Allah’ın Resulüne (sallallahu aleyhi ve sellem) dönmenin ve kıbleye sırtını vermenin hiçbir kusurunun olmadığını apaçık dile getiriyor.
  4. Sadece yüzünü dönmekle yetinmeyip bir de şefaat talep etmesini de emrediyor. Bu da hem şefaati kabul ettiğini hem de Nisa suresi 64. ayeti kerimenin şefaat ile alakalı olduğunu beyan ve delil gösteriyor.
  5. Son olarak GÜNEŞ gibi ortadadır ki İmam-ı Malik (rahimehullah) zat ile TEVESSÜLÜ kabul ediyor ve Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) Hz Adem’in (aleyhisselam) bile  vesilesi olduğunu zikrediyor.

Bütün bu hususları zikrettikten sonra tek kelime ile şunu ifade edebiliriz ki vehhabiler İmam-ı Malik’i görselerdi tekfir ederlerdi. Allah’a şükrediyoruz ki böyle büyük bir zat daha evvelki zamanlarda yaşamış ve ümmetin icmaı ile hem fıkhen hem de akide olarak kabul görmüş bir önderimizdir. Eğer böyle olmasaydı onu da cehmi olarak kabul ederlerdi…!

Rivayetin Senedini Zikredelim

1. İlk aşamada Kadı Iyad var ve ikinci aşamadaki zatlardan icazet yolu ile aldığını beyan etmiştir. 

2. Kadı Iyad’ın tahdisen aldığı şahıslar. Kadı Ebu Abdullah Muhammed bin Abdurrahman el-Eşari ve Ebu’l Kasım Ahmed bin Bakiy El-Hakim.

3. Bu zatlara inbaen rivayet eden; Ebu’l Abbas Ahmed bin Ömer bin Dilhas.

4. Ona da tahdisen nakleden; Ebu’l Hasen Ali bin Fehr.

5. Ona da tahdisen nakleden; Ebu Bekir Muhammed bin Ahmed bin El-Ferec.

6. Ona da tahdisen nakleden; Ebu’l Hasen Abdullah bin El-Muntab.

7. Ona da tahdisen nakleden; Yakub bin İshak bin Ebi İsrail.

8. Ona da tahdisen nakleden; İbn Humeyd’tir.

Bu Rivayetin Tahricini Yapalım

  1. Görüldüğü üzere, Kadı Iyad (rahimehullah) zikrettiğimiz sahih isnad ile “Eş-Şifa” adlı eserinde rivayet etmiştir.
  2. İmam Allame Es-Subki (rahimehullah) “Şifau’s Sekam fi Ziyareti Hayril Enam” adlı eserinde rivayet etmiştir.
  3. Seyyid Es-Semhudi (rahimehullah) “Hulasat-ul Vefa” da zikretmiştir.
  4. Allame El-Kastallani (rahimehullah) “El-Mevahibu’l Leduniyye” de zikretmiştir.
  5. Allame İbn-i Hacer (rahimehullah) “Tuhfetu’z Zuvvar” da ve “El-Cevheru’l Munazzam” da zikretmiştir.

Ve daha nice ibadet ehli âlimler, (((Peygamber Efendimizi (sallallahu aleyhi ve sellem) ziyaret edepleri, ziyaret ederken uyulması gereken edepler))) konularında zikretmişlerdir.

Allame İbn- Hacer (rahimehullah) “El-Cevheru’l Munazzam” da şöyle der: “İmam-ı Malik’ten gelen bu rivayet, sahih bir sened ile nakledilmiştir ve hiçbir ta’n atılmamıştır.(zayıf olduğuna dair tek söz söyleyen olmamıştır).”

Allame Ez-Zerkani “Şerh-ul Mevahib”de der ki: “Bunu İbn-i Fehd Ceyyid (genel olarak makbul görülen) bir isnad ile nakletmiştir. Kadı Iyad da “Eş-Şifa”da ricallerinin güvenilir olduğu sahih bir isnad ile rivayet etmiştir. Rivayetin senedinde (Vezza) uydurmacı ve (kezzab) yalan söyleyen hiçbir kimse yoktur. Bunu söylerken de bu rivayetin İmam-ı Malik’e isnadını tasdik etmeyenlere cevap vermek için böyle demiştir. Kaldı ki rivayetin İmam-ı Malik’e isnadını sahih kabul etmeyenler sene de ve ya ricallere bakmıyorlar bilakis onların tek dayanakları (kendi fasid akıllarına göre) kabre yönelmenin kerih olduğudur ve bu keraheti İmam-ı Malik’e isnad etmemek adına rivayeti zayıf olarak yalanlıyorlar.”  (Zerkaninin sözü çok az bir tasarruf ile burada bitti).

İmam-ı Zerkani (rahimehullah) yine “Şerh-ul Mevahib”te diyor ki: “Muhakkak ki Maliki mehzebinin kitapları, kabr-i şerifin yanında ve kabre yönelerek dua etmenin mustehap olduğu ile doludur.” diyor ve sonra da Şafii, Hanefi mezheplerinden ve Cumhur-ul Fukehadan bu konuda deliller sıralıyor.  Ancak İmam-ı Ahmed’in mezhebinde ihtilafların olduğunu ve lakin Hanbeli ulemasının muhakkiklerinin cumhura uyduğunu belirtmektedir. 

Bu Rivayeti Kabul Etmeyen Sözde Âlimlere Bakalım

  1. Muhammed bin Abdulvehhab’ın torunu 🙂 Süleyman bin Abdullah bin Muhammed bin Abdulvehhab. Vehhabilerin merkezi olan Riyad’ta basılan “Teysir-ul Aziz El-Hamid fi Şerhi Kitabi’t Tevhid” kitapta bu rivayet için şöyle diyor: “Bu rivayet ya zayıftır ya da mevzudur. Çünkü isnadında Muhammed bin Humeyd diye biri var ve birileri onda töhmet etmiş ve halini bilmeyen de var. Halbuki Ahmed’in sözü: Kişi kıbleye dönecek, Hücreyi solunda bırakacak ki ona da sırtını vermiş olmasın. Bu da Selamını verdikten sonradır. Yani, duaya Selamdan sonra durulur.”

Vehhabilerin alimleri işte böyledir. Adama bak ne dediğini ne yaptığını kendi de bilmiyor. Hadis ilminde ya zayıftır ya da uydurmadır diye şüphe ile varsayım ile konuşmak doğru bir yöntem değildir. Atıyorum hangisi tutarsa hesabı…! Sonra Muhammed bin Humeyd diyor ve bu zatı muttehem olmakla (yani yalan söyleme töhmeti) ile itham ediyor o da kime güvenerek BİRİLERİNE..! Birileri töhmet etti birileri halini bilmedi…! Bu nasıl bir safsata bu nasıl bir hadis anlayışı.

Bir kez daha görüyoruz ki bu vehhabilerin ne kendileri ne de hocaları Hadis İlminden birşey anlamıyorlar…!

Başka bir safsata daha? İmam-ı Malik’ten bahsediyoruz İmam-ı Ahmed ne alaka? Bir sözün bir alime isnadı hakkında konuşurken başka bir âlimin sözünün o sözle uyuşmamasına bakarak zayıflatmak da vehhabilerin hadisleri zayıflatmak için kullandıkları yeni bir vehhabi metodu olsa gerek. Yani İmam-ı Malik tevessül caizdir diyemez çünkü İmam-ı Ahmed’in sözü şu şekildedir. Yok arkadaş! Bilmiyorsan bırakacaksın, bu şeriat ile oyun oynamayacaksın…! Allah bunu kabul etmez. Ey vehhabiler Allahtan korkun…!

2. Mubarek bin Muhammed El-Cezairi adında bir adam da “Risaletu’ş Şirk” adında bir kitap yazmış. Tipik bilindik safsatalar işte. O da bu kitabında yukarıdaki Muhammed bin Abdulvehhab’ın torununun söylediklerinin aynısını söylemiş. Zaten bir tane vehhabi bir safsata yazar diğer ne kadar vehhabi varsa ondan alır. Ataları Muhammed bin Abdulvehhab’ın dinini terkedip Muhammed Mustafa’nın dinine dönmek bunlara çok zor geliyor. Özellikle de rivayeti zayıflatmak için kullandığı eleştirmek alim de İbn-i Teymiyye’dir. İbn-i Teymiyye bu rivayeti kabul etmiyor ve “Muhammed bin Humeyd için İmam-ı Malik’i görmedi, özellikle de Ebu Cafer el-Mansur zamanında hiç görmedi.” diyor. Sonra da kendince bilindik bir yol ile kendine göre belli ölüm tarihleri belirleyip onların karşılaşma olasılıklarını ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bu kadar âlim geldi geçti bunu çözemedi, bu kadar alim sahih olarak gördü ve ricallerinin hepsi güvenilirdir dedi ama buna rağmen bu, şeytanın boynuzu vehhabiler hepsini reddedip kendi hevalarına göre ibn-i teymiyyenin sözünü aldılar.

Bu ve bunun gibi daha nice vehhabi ve dalalet ehli insanlar buna benzer saçmalıklarla delilleri reddediyorlar.

ASIL SAÇMALIK İBN-İ TEYMİYYE’NİN REDDETTİĞİ DELİLİ KENDİSİNİN DE KEYFİNE GELDİĞİ ŞEKİLDE KULLANMASIDIR….!

İlim diyarlarında şaşkına dönmüş ve bir türlü yol bulamamış bir alim İbn-i Teymiyye diyor ki:

((( Zayıflatılanlardan olan bu rivayette o, şöyle der: “-Sen neden ondan yüzünü çeviriyorsun ki? Halbuki O (sallallahu aleyhi ve sellem) kıyamet günü, senin ve baban Adem’in (aleyhisselam) Allah’a vesilesidir.” Muhakkak ki bu rivayet delalet ediyor ki, kıyamet günü insanlar Allah Resulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) şefaati ile tevessül edeceklerdir. Hadislerin tevatür etmesi ile biliniyor ki bu haktır. Ancak eğer insanlar O’nun şefaati ve duasıyla tevessül ederlerse haktır. Nasıl ki ashabı O’nun duası ve şefaati ile dünyada iken tevessül ederlerdi ki o tevessül O’nun duasını ve şefaatini talep etmek demektir. -Eğer ki rivayet sahih ise- o zaman kabrinin yanında da şefaatini talep etmek ve duasını istemek bunun gibidir.))) (Kaidetun Celiletun Fi Tevessüli ve’l Vesile, 2. cild, 158. sayfa)

PÜR DİKKAT…!

Bu sözlerin sahibi ibn-i teymiyye değil de başka bir alim olsaydı yüzde yüz tekfir edilir şirk ile itham edilirdi. Nitekim bu sözlerde

  1. Kendince zayıf zannettiği ve ya zayıflatmaya çalıştığı rivayetin sahih olabileceğini de söyleme cürretinde bulunuyor. Neden mi? Çünkü kendi iddiasına destek olsun diye. Ama isteklerine uymadığı yerde uydurma ve zayıf demekten hiç çekinmiyorlar.
  2. Şefaati inkar eden teymiyyeciler kimin borusundan duydukları sesi aktarıyorlar anlamıyorum. İşte ibn-i teymiyye işte şefaati kabul edişi.
  3. Kesinlikle ve kesinlikle İSTİĞASE’Yİ kabul etmiş oluyor….!  Çünkü kıyamet günü, Peygamberin (sallallahu aleyhi ve sellem) şefaatini talep etmek ve O’nun ile tevessül etmek birebir İSTİĞASE’DİRHatta buna apaçık bir delil de Sahih Buharide geçer:

Abdullah bin Ömer’den (radiyallahu anhuma)Kıyamet günü insanların düştüğü sıkıntıları anlattıktan sonra şöyle dediği nakledilir: “Onlar bu durumda iken Adem’den (aleyhisselam) istiğase ederler sonra Musa (aleyhisselam) sonra da Muhammed (aleyhisselam) ile.”

Değerli kardeşim bu ve buna benzer rivayetlerde birebir istiğase kelimesi geçer ki ibn-i teymiyye’den tutun bugünün yeni doğan vehhabisine kadar hepsi bu konuya şirk diyor. O zaman Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ve diğer peygamberler kıyamet günü huzur-u ilahi’de iken şirk mi işleyecekler ???

Çok ama Çok Yazık…!

İbn-i teymiyye şirk diye vasıfladığı amelin aynısını ne güzel de kabul ediyor ?

Bütün bu açıklamalar bir yana, konudan uzaklaşmamak babından toparlayacak olursak:

Her şey apaçık gösteriyor ki, bu rivayeti zayıflatmak için 40 takla atanların develeri hendeğe takılı kalmış bulunmakta ve niyetlerindekini icra edememektedirler. Bu halk onların tedlis ve tahriflerini görmeyecek kadar cahil değil.

Bu rivayeti zayıflatmak için bütün hadis ilmini yıkıp geçmeleri gerekecektir. Bunu da hiç çekinmeden yapıyor ve sonra da pişkin pişkin hadis ehliyiz diyorlar. Yazıklar olsun size ve sizin atalarınıza…! Hepiniz aynı mak’ın eniklerisiniz. Hiçbirinizin diğerinden farkı yok. İşiniz gücünüz inkar. Biz sizi hakka ve hakkaniyete davet ediyoruz. Eğer tabi olursanız ne güzel yok atalarınızın inancına devam ederseniz, hakkına girdiğiniz her müslümandan sorumlusunuz…

وصلى اللهم على سيدنا محمد وعلى آله وصحبه وسلم

Muhammed Emin El-Hakkari

Reklamlar
Categories: Tevessül

Yazı dolaşımı

Yorumlar kapatıldı.

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: