Ka’b El Ahbar (radiyallahu anh)

Ka’b El- Ahbar (radiyallahu anh) Yemen’den Medine’ye gelen ve cahiliye dönemine de yetişmiş olan bir Yahudi idi. Hz Ömer (radiyallahu anh) döneminde Müslüman oldu. Müslüman olduğunda ehl-i kitap hakkında ilmi vardı. Bazı sahabeler onun sözlerini dinler ve naklederlerdi.  Muhakkak ki Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ehl-i kitaptan rivayette bulunmamıza izin vermiştir. Buhari, Abdullah bin Ömer’den (radiyallahu anh) rivayet etmiştir ki; Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “İsrailoğullarından rivayette bulunun serbestsiniz.” Bu izne rağmen sahabeler o zattan her duyduklarını rivayet etmiyorlardı.

İbn-i Kesir (Rahimehullah) demiştir ki:

“Ka’b El-Ahbar müslüman olduğu zaman Hz Ömer’in huzurunda ehl-i kitabın ilimlerinden bazı şeyler anlatırdı. Hz Ömer (radiyalahu anh) onun kalbi yumuşasın diye ve anlattıklarından birçoğunun bize gelen tertemiz şeriatte geçenler ile uyuşmasından  duyduğu sevinç için onu dinlerdi. Çoğu âlim, Ka’b El-Ahbar’dan duyduklarını rivayet etmeyi serbest gördüler…” (El-Bidaye ve’n Nihaye, 1/34-35)

İbn-i Kesir bazı alimlerden de onun hakkında imtihan namına kezib demeliyiz gibi şeyler de naklediyor fakat usule terstir.

Bir zat sırf İsrailiyat nakletti diye cerh etmek, her taşın altında İsrail oyunu aramak gibidir. İsrailiyat demek doğal olarak illa ki bir oyun ve ya fitne olarak algılansa bile ki normalde öyledir. Lakin Hadis ilmindeki israiliyat böyle değildir. Eski İsrailoğullarının tarihini onların hallerini anlatmak israili kitaplardan rivayetlerde bulunmak demektir. İsrailiyat;

  • Yahudilerin tevratını kabul etmek değildir.
  • Yahudilerde bulunan tevratın doğru olduğunu da kabul etmek değildir.
  • İsrailoğullarından hikayeler anlatmak her zaman için yanlış değildir.
  • Bütün bunlara rağmen İsrailiyat rivayet edip de ulema ve tabiinin büyükleri sayılan zatlar da çoktur.

Ka’b El-Ahbar hakkında daha detaylı konuşmak isterdim ama çok kısa birkaç alimden siyerini dinleyip konuyu kavramak yeterli olacaktır.

Ka’b El- Ahbar (radiyallahu anh) hakkında ulemanın görüşleri
İbn-i Hacer El-Askalani (rahimehullah):
“Cahiliye dönemine yetişmiş ve Hz Ebubekir (ra) döneminde İslama girdi. Bazıları Hz Ömer döneminde Müslüman oldu dediler. Hz Ömer, Hz Suhayb ve Hz Aişe annemizden hadis rivayet etti. Sahabelerden bazısı da ondan rivayette bulundular; Muaviye (ra), İbn-i Abbas (ra), Ebu Hureyre (ra), Malik bin Ebi Amir El-Asbahi (ra).
İbn-i Sad onu tabakatında, il tabakadan Şam tabiinleri arasında zikretmiştir. ve şöyle demiştir: “Yahudi dini üzereydi ve sonra Müslüman oldu Medine’ye vardı sonra da Şam’a gitti ve Humus’ta ikamet etti. Hz Osman (ra) hilafetinde 32 yaşında vefat etti.”
(Tehzib-ut Tehzib\ 8\393)
İmam-ı Zehebi (rahimehullah) da Ka’b el-Ahbar hakkında şöyle demiştir:
“O Ka’b Bin Matı El-Himyeri el-Yemani’dir. Mürekkep yalamış, allamedir. O ki, Yahudiydi ve Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) vefatından sonra müslüman oldu. Hz Ömer’in hilafetinde Yemen’den Medine’ye vardı. Muhammedin (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabıyla oturur onlara İsraili kitaplardan rivayetlerde bulunur çok acayip şeyler ezberlerdi. Sahabelerden de sunenler (rivayetler) alırdı. Dini bütün çok güzel bir Müslümandı. Sahabelerin asillerindendi.”
(Siyeru A’lam En-Nubela, 4/472)

Muhammed Emin El-Hakkari

Reklamlar
Categories: güncel, Kuraniyyun Fitnesi

Yazı dolaşımı

Yorumlar kapatıldı.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: