Monthly Archives: Haziran 2014

Ibn Teymiyye ve arş’ın yaratılmamış olması! (2)

2. MİNHACU-S SUNNE NEBEVİYYE:

O kitapta geçen bir tane ibaresi aynen şöyledir:
فإن قلتم لنا قد قلتم بقيام الحوادث بالرب قلنا لكم نعم وهذا قولنا الذي دل عليه الشرع والعقل

Tercümesi: “Eğer bize derseniz: ‘Siz hadislerin (mahlûkatların) Rabb-ul Alemin’in zatında kaim olduğunu söylediniz.’ Biz de deriz: ‘Evet bu, bizim akıl ve şeraitin delalet ettiği görüşümüzdür

(((DEĞERLİ KARDEŞLERİM; MAHLÛKATLARIN RABB-UL ALEMİN’İN ZATINDA KAİM OLMASI DEMEK: YANİ ALLAH U TEALA KENDİ ZATINA SONRADAN OLAN (YARATILMIŞ) SIFATLAR KABUL EDER. ÖRNEĞİN; BİZ BİR ŞEYİ BİLMİYORUZ CAHİLİZ, SONRA OKUYA OKUYA ONU ÖĞRENİR İLİM ELDE EDERİZ.
ALLAH U TEALA BU SIFATLARDAN MÜNEZZEHTİR !!! )))

-> ŞUNA DA DİKKATİNİZİ ÇEKEYİM; İBN TEYMİYYE BU BİZİM SÖZÜMÜZDÜR DİYOR VE BU İNANÇ KÜFÜR GEREKTİREN BİR İNANÇTIR. İBN TEYMİYYE SEVERLER, BUNU BİLDİKLERİ İÇİN BU İBAREYİ TAHRİF ETMİŞLERDİR.
(KULNA: DERİZ) dediği ibareyi, (KALU: DERLER) diye değiştirmişlerdir.

Reklamlar
Categories: Ibn Teymiyye | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ibn Teymiyye ve arş’ın yaratılmamış olması! (1)

IMAM-I KEŞMİRÎ İBN TEYMİYYE’NİN ŞÖYLE DEDİĞİNİ NAKLEDİYOR:

“İbn Teymiyye’nin dediğinin zıddına; cumhur-ul ulemaya göre, arş hadistir (yani yaratılmıştır).
Muhakkak ki İbn Teymiyye, Arşın kadim (yani yaratılmamış) olduğu görüşündedir. Bu kadimliğe de KİDEM-İ NEVÎ adını vermiştir.”

İmam KEŞMİRÎ (rahimehullah) kelamına da İbn Kayyim’in Nuniyye’sinden birkaç beyitle devam ediyor:

Allah u Teâlâ vardı ve hiçbir varlık yoktu ** Subhanehu O’nun şanı yücedir.

Allah kendisi dışındaki her şeyi yaratmıştır ** Rabbimiz mahlûkatlarla beraber değildi.

Biz sapıkların dediği gibi demiyoruz ** O zındık ve yunan mantığının sahibi gibi.

Bu gördüğümüz kâinatın ve ruhların ebedî **Olacağını ve fâni olmadıklarını. (demişti)

İmam KEŞMİRİ (rahimehullah) bu şiire cevaben şu manada bir beyit yazar:
“Bu kâinatın ebedi olduğunu söyleyip de dinden çıkan kişi İBN SİNA’DIR. Kâinat yok olup bitmeyecek dedi. İbn Teymiyye de Arş’ın yaratılmamış olduğunu ve ezelden beridir Allah u Teâlâ ile beraber var olduğunu söylemiştir.

İBN SİNÂ ile İBN TEYMİYYE’NİN bu durumda aralarındaki fark nedir?

(İMAM-I KEŞMİRİ/FEYD-UL BARİ ŞERHU SAHİH BUHARİ/6.CİLD/304.SAYFA)

1: “MUVAFEKATU SARİH-İL MAKULİ Lİ SAHİH-İL AKLİ/DER U TEARUD-İL AKLİ VE’N NAKLİ”

O kitapta geçen ibare aynen şöyledir:
وأما أكثر أهل الحديث ومن وافقهم فإنهم لا يجعلون النوع حادثاً، بل قديماً، ويفرقون بين حدوث النوع وحدوث الفرد من أفراده

Tercümesi: Ehli hadisin çoğunluğu ve onlara muvafık olanlar; bir şeyin nevini hadis kılmazlar (yani yaratılmış olarak kabul etmezler). Bilakis! Nev’i kadim (yaratılmamış/ ezeli) kabul ederler. Onlar, nevin hadis olmasıyla ferdlerin hadis olması arasında farkların olduğunu söylediler.

(((DİKKAT EDİN! İBN TEYMİYYE, KENDİ GÖRÜŞÜNÜ NAKLEDERKEN İLLA BAŞKALARI DİYORMUŞ GİBİ YAPIYOR/ HÂLBUKİ NE EHLİ HADİS’TEN NE DE ONLARA MUVAFIK OLANLARDAN HİÇBİR KİMSE BÖYLE BİR İDDİADA BULUNMAMIŞTIR. İBN SİNA BÖYLE DEMİŞTİR O DA İMAM-I GAZZALİ VE DİĞER ULEMA TARAFINDAN TEKFİR EDİLMİŞTİR! )))

*İbn Teymiyye aynı kitabında rezalet dolu sözler sarf eder. O sözleri okuduktan sonra bir insan, Allah’ın verdiği bu aklı bu kadar mı rezil eder? Diye soracaksınız kendi kendinize!

O sözleri aynen şöyledir:
فمن أين في القرآن ما يدل دلالة ظاهرة علي أن كل متحرك محدث أو ممكن؟ وأن الحركة لا تقوم إلا بحادث أو ممكن؟ وأن ما قامت به الحوادث لم يخل منها؟ وأن ما لا يخلو من الحوادث فهو حادث؟ وأين في القرآن امتناع حوادث لا أول لها؟

Tercümesi:
Kuran-ı Kerim’in neresinde
1. Bütün hareket eden her şeyin cisim ve mümkünatlardan olduğu,
2. Ve hareket etmenin sadece cisimlere ve mümkünatlar kaim olduğu
3. Hadislerin kaim olduğu şeyin illa hadis olacağı,
4. Kendi zatında hadislerden boş olmayan (yani sonradan bir sıfat kazanan) illa hadis olacağı,
5. “VE KURANIN NERESİNDE HADİSLERİN (YARATILMIŞLARIN) İLLA BİR BAŞLANGICI OLACAK”
Diye Apaçık ve tam bir şekilde delalet eden bir söz yazıyor?

((Son noktayı tekrar okuyun, ibn teymiyye yaratılmışların illa bir başlangıcı olmak zorunda
mı? Diye soruyor! AKILDAN BU KADAR ÇOK YOKSUN!))

Bütün bu sözleri soran İbn Teymiyye! Bize bu sorunun cevabını verebilir mi?
-Ferdleri hadis olmasıyla beraber nevi kadim olan bir varlığı bize Kuran-ı Kerim’de göstersin bakalım!

 

Categories: Ibn Teymiyye | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ibn Teymiyye’nin nahiv ilminde zayıf oluşu

Allame el-Keşmiri diyor ki;

“Meşhurdur ki ibn teymiyye nahiv alanında zayıf biriydi. Ebu Hayyan, İbn Teymiyye’ye nahiv hakkında sorular sorup Sıbeveyh’ten istişhadte bulunuyordu. Birden ibn teymiyye şöyle der:
Sibeveyh 17 yerde hata etmiştir.
Bunun üzerine Ebu Hayyan, ibn teymiyyeye kızar…”
(Sahih Buhari Şerhi Feyz-ul Bari / Kıyametin bilgisi Allah’tadır sözünün şerhi)

İbn Teymiyye’nin nahiv ilminde zayıf olduğu meşhur bir şeydir. İmam Keşmiri gibi büyük bir alim bunu söylüyor.

Categories: Ibn Teymiyye | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Şeyhin bağımsız tasarruf yetkisinin olmaması

Bir rivayette, Allah Teala’nın “sen sevdiğini hidayete erdiremezsin”(kassas 56) ayeti hakkında, Ebu Hüreyre(radiallahü anh) şöyle demiştir: “Bu ayet Peygamber Efendimiz’in(sallallahü aleyhi vesellem) amcası Ebu Talib’in İslam’a girmesini istemesi üzerine inmiştir”(Tirmizi tefsir, 3188)

Hadisten çıkan netice: Şeyhin bağımsız tasarruf yetkisinin olmaması

Bazı bilgisiz kimseler hata ederek feyzin şeyhlerin elinde olduğuna inanırlar. Bu hadis, bu yanlış fikri düzeltmektedir. Peygamber Efendimiz’in(sallallahü aleyhi vesellem) yetkisi olmadığı yerde, diğerlerinin yetkilerinin olduğu nasıl düşünülebilir? Şeyhin gerçek işi dini yönden faydalı olmaktır. Fakat bu mutlak faydalı olma yetkisi elinde değildir. Bu iş şeyhin elinde değilse, dünyevi işler devamlı onun elinde nasıl olabilir.

Pek çok cahil bu yanlış fikre düşmektedir. Bundan Allah’a sığınırız. Ayrıca böyle durumda olan pek çok cahil, ehlullahin büyün kainatın sahibi olduğuna inanmaktadır. Nassin yol göstermesiyle bunun ıslahı gerekir ve mümkündür.

[Şeyh Eşref Ali Tânevî, Hadislerle tasavvuf, s.60]

Categories: Tasavvuf | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Imam Ebu Hanife ve Istiva

İMAM I EBU HANİFE (rahimehullah) şöyle diyor:

“ALLAH U TEALA ARŞA İSTİVA ETMİŞ AMA İHTİYACI OLMADAN VE ONU MEKAN KILMADAN !!! O arş ve arşın dışında kalan her şeyi ihtiyacı olmadan korur. Eğer mahluklar gibi Allah da ona muhtaç olsaydı alemi yaratmaya gücü yetmezdi, eğer arşta OTURMAYA ve ya KARAR KILMAYA (MEKAN EDİNMEYE) ihtiyacı olsaydı o zaman ARŞI YARATMADAN EVVEL NEREDEYDİ ???? ALLAH U TEALA BÜTÜN BU NOKSANLIKLARDAN MÜNEZZEHTİR.
(El-Vasiyye (yazılı eser), s.2)

Arapça ibaresini
نقر بأن الله تعالى استوى على العرش من غير أن يكون له حاجة واستقرار عليه ، وهو حافظ العرش وغير العرش من غير احتياج . ولو كان محتاجا لما قدر على إيجاد العالم وتدبيره كالمخلوقين . ولو كان محتاجا إلى الجلوس والقرار فقبل خلق العرش أين كان الله ؟ تعالى عن ذلك علوا كبيرا “

Categories: Istiva/tevil | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

WordPress.com'da Blog Oluşturun.