Posts Tagged With: hz omer

Imam Nevevi ve teravih

“Teravihin rekat sayısı hakkında alimlerin görüşleri bölümü:
Mezhebimize (Şafilere) göre teravih, vitr haric 10 selamla (2 rekatdan bir) olmak suretiyle 20 rekatdir. Bu 5 “terviha” demekdir. “Terviha” 2 selamla 4 rekatdir. Mezhebimizin görüşü budur. Ebu Hanife ve eshabı, Ahmed, Davud ve başkalarının görüşü de boyledir. Kadi İyad bunu alimlerin cumhurundan nakl etmişdir.El Esved bin Yezidin 40 rekat teravih, 7 rekat vitr kıldığı rivayet edilmişdir. Malik demiştir: Teravih 9 “teraviha”dır, bu da vitr haric 36 eder. Malik Medinelilerin böyle etdiklerini delil olarak getirmişdir. (Malikin diger delili ise budur) : Nafiden boyle rivayet edilmişdir: İnsanların Ramazanda 3’ü vitr olmak uzere 39 rekat teravih kildiklarını gördüm. Ashabımız (Şafiler) Beyhaki ve digerlerinin sahih isnadla sahabi olan Saib bin Yezidden – Allah ondan razı olsun – rivayet etdiyi bu hadisi delil getirmişler:
“Onlar (sahabiler) Ömer bin El Hattap – Allah ondan razı olsun – zamanında Ramazanda 20 rekat teravih kılardılar ve bu namazda 200 ayet okurdular. Osman zamanında ise namazın ağırlığından/uzunluğundan dolayı asalarına tutunardilar.” Ayni zamanda Yezid bin Rumandan böyle dediği rivayet edilmişdir: “İnsanlar (sahabiler) Ömer bin El Hattap – Allah ondan razı olsun – zamanında 23 rekat teravih kılardılar”. Bunu Malik “El Muvatta” eserinde Yezid bin Rumandan rivayet etmişdir. Bu hadisi Beyhakide rivayet etmiştir.Fakat Hadis mürseldir. Çünki, Yezid bin Ruman Ömeri görmemiştir. Beyhaki dedi: Bu iki rivayet, onların 20 teravih 3 vitr kıldığı şeklinde uzlaştırılir. Beyhaki ayni zamanda Ali’den – Allah ondan razı olsun – teravihin 20 rekat olduğunu rivayet etmişdir. Medinelilerin tatbikatına gelince ashabımız (Şafiler) bunu boyle açıkliyorlar: Onların boyle etmesinin sebebi budur ki, Mekkeliler her iki “terviha” arasında bir tavaf edip, 2 rekat namaz kılıyordular. Beşinci “terviha”dan sonra tavaf etmezdiler ve Medineliler de onlarla musavi olmak isterdiler. Boylece, her tavaf yerine 4 rekat kilardilar ve 16 rekat ilave etmiş olurdular.Ilave olarak da 3 rekat vitr kılardılar ki, bu toplamda 39 rekat olardı.”

Kaynak: Muhyiddin En Nevevi: El Mecmu: 3/527 Mektebetul Irsad

Reklamlar
Categories: Teravih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Peygamber Sallallahu aleyhi vesellemin kabrinin ziyaret etmek müstehab oluşu

Subki, «Şifâü’s-Sekam»da der ki: (Üçüncü bab) Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in türbesinin ziyaretine yapılan seferin cevazına açıkça delâlet eden rivayetler hakkındadır. Tafsili şudur ki: Türbe-i şerifin ziyareti için yapılan sefer, geçmişten tâ zamanımıza kadar devam edegelmiştir. Bu konu, sahabelerden Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in müezzini olan Bilâl b. Ebi Rebah, (Allah ondan razı olsun), hakkında rivayet edilir ki, kendisi, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ‘in kabrini ziyaret etmek maksadıyla Şam’dan Medine’ye sefer etmiştir. Bunu iyi bir isnat ile kendisinden rivayet ettik ve bu rivayet, ziyaret için sefer edilmesine dair açık bir delildir.

Hafız Ebu’l-Kasım b. Asakir, Hafız Abdülganı el-Makdisı ve «El-Kemâl fî Tercemeti’l-Bilâl» adlı eserinde Hz. Bilâl’in hal tercümesinde Hafız Ebu’l-Haccac el-Müzzi de bu rivayeti zikredenlerdendirler.
Yine Subki mezkûr eserinde der ki: Ömer b. Abdülaziz’den (Allah ondan razı olsun), şöyle meşhur olarak rivâyet edilir ki, kendisi, Şam’dan Medine’ye «Benden Resûlullah sallallahü aleyhi ve selleme selâm söyle.» diye postacı gönderiyordu. Bunu, İbn Cevzi de zikretmiştir. Bu bilgiyi «Musiri’l-azmi’s-Sakin» kitabından naklettim. İmam Ebû Bekir b. Ebi Âsim en-Nebil (Öl: 287) de yazdığı «Menasîk» adlı eserinde isnatlardan tecrit ederek sabit olduğunu iltizam etmiş ve sonra demiş ki: Selef (Allah onlara rahmet eylesin), «ziyarete evvelâ Medine’den mi, yoksa Mekke’den mi başlanması efdaldir?» diye ihtilâf etmişlerdir. İkisinden hangisinin ilkin ziyaret edilmesi konusuna değinen ve ondaki hilâftan bahseden İmam Ahmed bin Hanbeldir ki, telif eylediği «Menâsikü’I-Kebir» adlı kitabında açıkça zikretmiş ve Hafız Ebi’l-Fadl Muharamed b. Nasır da bunu rivayet etmiştir. Daha sonra Subkl der ki: İlerde (kitabımızın dördüncü babında) kendisinden nakledeceğimize göre, Hicaz’da yapılan seferde ilkin Mekke’den başlayarak sonra Medine’ye gidip kabri şerifin ziyaret edilmesini ön gören zâtlardan biri de İmam Ebû Hanife’dir.

 

Ebû Bekir el Acurri yazdığı «Kitabü’ş-Şeriâ» adlı eserinde (Peygamber sallallahü aleyhi ve sellemin yanma defnedilen Ebû Bekir ve Ömer radıyallahü anhüma babında) demiş ki: Eski ve yeni Müslüman fakihlerden herhangi birisi, kendisine isnat ederek bir menasik kitabı yazmışsa, mutlaka Medine’ye gelip de hacc veya umre yapmasını kasteden veya hiçbirisini yapmayı kastetmeyip yalnız Peygamber sallallahü aleyhi ve sellemin kabrini ziyaret etmek ve Medine’nin fazileti için orada ikâmet etmesini arzulayan her kimseye, ziyaret yapmasını emretmişlerdir. Bütün ulema, bu ziyaretin yapılmasını kitaplarında emretmiş, Peygamber sallallahü aleyhi ve selleme, Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer’e de nasıl selâm verileceğini öğretmişlerdir. Hicaz’ın, Irak’ın, Şam’ın, Horasan, Yemen ve Mısır’ın eski ve yeni bütün âlimleri de böyle demiş ve yazmışlardır.

 

Hanbeli mezhebi âlimlerinden Ebû Abdillah b. Batta el-Ukberi, «Kitabü’l-îbane an-Şeriati’l-Fırkati’n-Nâciye ve Mucanebeti’l-Fırkati’l-Mezmûme» adlı kitabının «Fİ bâbi defn i Ebû Bekir ve Ömer mea’n Nebiyyi sallallahü aleyhi ve sellem» babında bu mânâya yakın bir ifade kullanmıştır.

 

Daha sonra Subki der ki: Bu, Ebû Bekir el-Acurri (360. H.) Muharrem ayında vefat etmiştir. Kendisi, sika (itimat edilir), doğru, mütedeyyin bir zât idi. Birçok telifleri vardır. 330 yılından önce, Bağdat’ta bulunmuş, sonra Mekke’de yerleşip orada vefat etmiştir. İbn Batta ise Hicri 387 yılının Muharrem ayında Ukber’de vefat etmiş, kendisi Hanbeli mezhebinin fakihlerinden olup imam ve faziletli bir hadis âlimiydi. Fıkıh bilgisi hadis bilgisinden daha çok idi. Birçok yararlı eserler yazmıştır. Ebû Bekir el-Acurrî ile İbn Batta’-dan başka âlimler de böyle söylemişlerdir.

 

Yine Subki mezkûr kitabında anlatıyor: Ziyaret babında kelâmlarını naklettiğimiz mezheb sahipleri olan fakihlerin tâbirlerinin çoğu, Peygamber sallallahü aleyhi ve sellemin kabrini ziyaret için yapılan seferin müstehab olduğu şeklindedir. Çünkü hacceden kimsenin işini bitirdikten sonra, Medine’yi ziyaret etmesi müstehabtır, demişler. Ziyaret yapmak için de seferin yapılması zaruridir. Musanniflerin zikrettikleri Arabi’nin meşhur hikâyesi, yazdıkları menâsik bahsinde mevcuttur. O hikâyenin bâzı rivayetlerinde Arabi, (ziyareti yaptıktan sonra) devesine binip gitti, denilmektedir.

 

İşte, bu hikâye, Arabi’nin misafir olduğuna delâlet ediyor. İmamlardan bir cemaat bu hikâyeyi Utbi’den rivayet etmişlerdir. Utbi’nin adı, Muhammed b. Ubeydullah’tır. Halkın en fasihi (güzel konuşanı) idi. Âdâb hakkında birçok haber ve rivayetleri bilen bir zât idi Babasından ve Süfyan b. Uyeyne’den hadis rivayet etmiş, Hicrî 228 yılında vefat etmiştir. îbn Asâkir, «Tarih« kitabında, İb-nü’l-Cevzî, «Müsirü’l-Azm» adlı eserinde ve daha başkaları Utbi’ye isnad ile bu hikâyeyi nakletmişlerdir.

[Ebu Hamid bin merzuk, Bera’atü’l-Eş’ariyyîn, s.244-246]

Categories: Kabir ziyareti | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ibn Baz: Muhammed(sav) Peygamber olmasaydi Ibn Teymiyye olurdu!

ibn-baz-1 ibn-baz-2

Al imâm Ibnu Bâz, durûs wa mawâqif wa `ibar sayfa 33 soyle geciyor:

Ibnu Bâz ” Peygamberimiz son peygamber olmazsaydi Ibn Teymiyye’nin peygamber olurdu” sözüne gülerek evet dedi ve şu hadisi kıyaslamak için nakletti:  Peygamberimiz -sallallahu aleyhi vesellem- dedi ki benden sonra peygamber gelseydi Hz.ömer olurdu.

Bu aşırılık neyin nesi..Hz ömerin tırnağı olamazsın!! Peygamberimiz Hz ömer olurdu diyor.. vehhabiler Ibn teymiyye diyor..Allah Teala bizi aşırılıktan korusun!

Categories: Vehhabi Fitnesi, Vehhabilik(tarih-hadis-alimler) | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

ALAUDDİN EL KESENİ(R.A) VE TERAVİH…!


Hamd Allaha,Salat ve selam onun Resulune(s.a.s),Ehli Beytine(a.s) ve şerefli sahabilerine(r.a) olsun!

Sevgili kardeşlerimiz,Teravih namazi hakkinda ehli sünnet kaynaklarinda geçen bilgileri sizlere sunmaya devam ediyoruz

Hanefi fakihlerinden Alauddin El Keseni(v. 587 h/1191 m) “Badeius Sanei fi Tertibiş Şerai” adlı nefis eserinde diyor ki:

وأما قدْرُها فعِشرونَ ركعةً في عَشْرِ تسليماتٍ ، في خمْسِ ترْويحاتٍ , كلُّ تسليمتينِ ترويحةٌ , وهذا قول عامّةِ العلماء
وقال مالكٌ في قولٍ : ستةٌ وثلاثونَ ركعةً ، وفي قولٍ ستةٌ وعِشرونَ ركعةً ، والصحيحُ قول العامةِ لما رُوي أن عُمرَ رضي الله عنه جمَع أصحابَ رسول الله صلى الله عليه وسلم في شهرِ رمضانَ على أبيِّ بنِ كعْبٍ , فصلَّى بهم في كلِّ ليلةٍ عشرينَ ركعةً ، ولم يُنكرْ أحدٌ عليه فيكونُ إجماعًا مِنهم على ذلك

“Teravihin sayına gelince 20 rekatdir. 10 selam (her iki rekatda bir), 5 tervihayla kilinir. Her iki selamla kılınan (4 rekat) bir tervihadır.
Bu alimlerin ekseriyyetinin görüşüdür.
İmam Malik ise bir görüşünde teravihin 36, digər görüşünde ise 26 rekat olduğunu söylemişdir.
Doğru olan ekseriyyetin görüşüdür. Çünki, rivayet edilmişdir ki, Ömer – Allah ondan razı olsun – Ramazan ayında Rasulullahın – sallallahu aleyhi ve sellem- ashabini Ubeyy bin Kabın arkasında toplamış, o da onlara her gece 20 rekat kıldırmışdır.
(Sahabiden) hiç kimse ona itiraz etmemiş ve böylece bu görüş onların icması olarak formalaşmışdır.”

Kaynak : Alauddin El Keseni: Badeius Sanei: 2/274-275
Beyrut: Darul Kutubil İlmiyye: 1424/2003

Categories: Teravih | Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Müşrikler hakkindaki ayetlerin müslümanlara yüklenmesi!!

“Allah’tan başkasını veli edinenler” âyet’i ;müşrikler içindir. Çünkü müşrikler, putlara taptıkları, putlardan yardım istedikleri gibi; putları evliya-dostlar edinirlerdi.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor (meâlen):

وَمَا كَانُوا أَوْلِيَاءَهُ إِنْ أَوْلِيَاؤُهُ إِلا الْمُتَّقُونَ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لا يَعْلَمُونَ

“Onlar, onun velileri değildir. Onun VELILERI sadece müttakilerdir. Fakat onları çoğu bilmezler.”
[el-Enfâl 8/34.]

وَاتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَيَّ

“Bana yönelen kimsenin (kâmil Müminin) yoluna uy!”  [Lokmân 31/15.]

إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ آمَنُوا الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ

“Sizin VELINIZ ancak Allah, onun peygamberi ve namaz kılan, zekât veren, rükû eden Müminlerdir.”  [el-Mâide 5/55]

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ

“Ey inananlar! Allah’tan sakının ve doğrularla beraber olun!”   [et-Tevbe 9/119]

Evet, Allah-u Teâlâ, başta veliler olmak üzere bilumum kâmil Müminlerle dost olmamızı emrediyor.

Allah Celle Celâlulû müşriklerin cansız putlarına da, bu ilmi verdim diyor mu? Demiyor! Ama Mümin kullarına şöyle buyuruyor:

إِنْ تَتَّقُوا اللهَ يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَانًا

“Eğer takva üzere olursanız, Allah size furkan ve nur verir”  [el-Enfâl 8/29.]
“And olsun İsrâîl oğullarından sizden evvel gelip geçen insanlar içinde öyle kimseler vardı ki, onlar peygamberler (derecesinde) olmadıkları hâlde kendilerine haber ilham olunurdu. Eğer ümmetim içinde de bunlardan bir kimse bulunursa, o da Ömer (b. el-Hattab)’dir”
[Buhârî, Fazâilü’s Sahâbe: 6.]
Allah (Celle Celâluhû), bu ilmi Hazreti Ömer radıyallahu anh’a vermiş. Nitekim Ömer radıyallahu anh de, binlerce kilometre uzaklıktaki İran’ın Nihavend bölgesinde yenilmek üzere olan İslâm askerlerini ve askerlerden Sâriye’yi görmüş, “Sâriye dağa, dağa!” “Cebel, Cebel!” diyerek seslenip, uzaktan orduya yardım etmiştir.
[el-Beyhakî, Le’lekaide Şerhus-Sünnette İbn Merde Veyh el-İsabe, II, 3; İbn Kesîr, Tefsir Bidâye, VII, 131.]
“Elbette bunda basîret ve ferâseti olanlar için ibretler vardır.”  [el-Hicr 15/75]
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

“Müminin ferâsetinden sakının. Çünkü o, Allah’ın nuru ile bakar.”

[Tirmizî, Tefsir: 16, (no: 3127), V, 298; Buhârî, et-Târîhu’l-Kebîr, (no: 1529), VII, 354.]
Yolda yürürken bir kadına bakan bir adam, Hazreti Osman (radıyallahu anh)’ın yanına girince, Hazreti Osman (radıyallahu anh):

— “Biriniz içeri giriyor ve iki gözünde zina eseri gözüküyor” der. Bunun üzerine adam:

— “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sonra bir vahiy mi geliyor yoksa?” diye sorar. Hazreti Osman radıyallahu anh:

— “Hayır! Ancak Müminin feraseti vardır.” der.
[Nebhânî, Huccetullahi ‘ale’l-Alemîn, s. 862]
Allah Celle Celâluhû putlara furkan, nur, basiret ve ferâset verdim diyor mu?! Nasıl bu vasıflara sahip insanları putlarla kıyaslarsınız?!????!!!
Hazreti Peygamber’e sordular: ”Burada sözü edilen veliler kimlerdir, Ey Allah’ın Resulü?…”

Cevap şuydu: Velilerim o kimselerdir ki, görüldüklerinde Allah (Celle Celâluhû) zikredilir.

[Hakîm Tirmizî,, İbn Abbâs radıyallâhu anh’dan, Kenzül- Ummal:1/419, , h: 1783.]
Putu gördüğümüzde şirk akla geliyor. Siz nasıl olur da, görüldüğünde Allah Celle Celâluhû’nun zikredilmesine sebep olan insanı putlarla bir tutarsınız?!??

Demek ki âyette zikredilen “Allah’tan başka veliler”den kasıt, Müminler değildir. Putlar ve şirk koşulan diğer varlıklardır. Zaten âyet-i kerîme de, putperest müşrikler hakkında nazil olmuştur.  Ve tefsirlerdede bu velilerden kastin PUTLAR oldugu acikca soylenmistir.

Misal:
zümer suresi 3. Ayet: …. . O’ndan başka ve­liler edinenler….Kurtubi tefsirinde: Ondan başka veliler edinenler” buyruğunda velilerden kasıt putlardır.
zümer suresi 3. Ayet: …. . O’ndan başka ve­liler edinenler….Ibn Kesir tefsirinde: Onlar kendi kanılarına göre melek şeklini verdikleri PUTLARA yönelerek bu suretlere TAPINMAKTADIRLAR. Bu suretlere tapınmalarını meleklere tapınma derecesinde tutmaktadırlar.

Müşrikler icin inmis olan ayetteki gecen veli/dostlardan kastin PUTLAR oldugu ap acik meydandayken, bu velilerle(putlar) müslumanlarin veli olarak gordukleri nasil ayni kefeye koyulabilir?? Müşrikler ap acik taptiklarini ilan ederken,ve diger paylasimdaki tefsirdede gordugunuz gibi(http://www.facebook.com/photo.php?fbid=434442316589752&set=a.360875857279732.87180.213717701995549&type=1&theater,,,, http://www.facebook.com/photo.php?fbid=434538229913494&set=a.360875857279732.87180.213717701995549&type=1&theater) ,bir COK ILAHA TAPTIKLARI bildirildigi halde, nasil bunlari LA ILAHE ILLALLAH diyen müminlere yüklerler??? Hic bir sekilde Allahtan baskasina tapmiyan müslumanlara nasil olurda yuklerler??!!

Halbuki Allahu teala velileri icin ayetlerinde sunlari buyurmustur:

“İyi bilin ki, Allah’ın veli kulları için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklar.
Onlar iman edip takvâya ermiş olanlardır.
Dünya hayatında da ahirette de onlar için müjdeler vardır. [yunus 62-63]

Öyle erler vardır ki, onları ne bir ticaret ne de bir alış-veriş zikrullahtan, namaz kılmaktan, zekât vermekten alıkoymaz. 
Onlar gönüllerin ve gözlerin halden hâle döneceği günden korkarlar.” (Nur: 37)

“Müminler içinde öyle erler vardır ki, Allah’a vermiş oldukları ahde sadâkat gösterirler. Onlardan kimi bu uğurda canını fedâ etti, kimi de bu şerefi beklemektedir.” (Ahzab: 23)

Onlar, onun velileri değildir. Onun VELILERI sadece müttakilerdir. Fakat onları çoğu bilmezler.” 
[el-Enfâl 8/34.]

Ve bunun gibi daha nice ayette gecen kisileri dost edinip HIC BIR SEKILDE BUNLARA TAPMIYAN ,LA ILAHE ILLALLAH”diyen ve herşeyin ALLAHIN IZNI ILE OLDUGUNA INANAN müminlerle, müşriklerin dost edinip taptiklari PUTLARLA nasil ayni kefeye koyulur??

Allah’ın yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah’a bir hisse ayırıp, boş düşüncelerine göre, bu Allah’ın diyorlardı, bu da ortaklarımız olan putların.  [En’am: 136]

kurtubi tefsiri enam 136:
Nihayet ken­dilerine ait olan malın bir bölümünü kendi zanlarına göre Allah’a, bir diğer bö­lümünü de putlara ayırdılar. Bu açıklamayı İbn Abbas, el-Hasen, Mücahid ve Katade yapmıştır, Yaptıkları açıklamalar anlam itibariyle birbirine yakındır.

Onlar, Allah’ın kendileri için yarattığının bir bölümünü Allah’a, bir bölü­münü de Allah’a ortak koştukları putlarına ayırmışlardı. Putlarına ayırdıkla­rı şey, putlara ve onların bakıcılarına harcanmak suretiyle tükenip bitti mi, bu sefer “Allah’a” diye ayırdıkları miktardan tamamlarlardı.

Ancak, misafirlere ve yoksullara harcayarak Allah’a ayırdıkları bölüm bit­ti mi, onun yerine putlara ayırdıklarından koymazlardı ve şöyle derlerdi: Al­lah’ın buna ihtiyacı yoktur, bizim koştuğumuz ortaklar ise fakirdir. Bu da on­ların cehaletlerinden kaynaklanıyordu ve asılsız iddialarından idi.

Asılsız iddia (zu’m) ise yalan demektir. Kadı Şüreyh der ki: Her bir şeyin bir künyesi vardır. Yalanın künyesi ise, İddia ettiler” tabirini kullan­maktır. Onlar, bu hususlarda yalan söylüyorlardı. Çünkü buna dair şer’i bir hüküm inmiş değildi.
Hangi müsluman bu müşriklerin yaptigi gibi Allaha böyle igrenc birsey yapar ve yapiyor??? Allahim müşriklerle, ve yanliz ve sadece sana tapan ve herseyi sadece ve sadece senden bilen kullarinla eş tutanları hidayete erdir yarabbim!!
“Onlar (müşrikler) bir hayâsızlık yaptıkları zaman: ‘Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu (fuhuşla ameli) emretti’ derler. O iman etmeyenlere söyle; Allah hiç bir zaman fahşâyı emretmez. Bilmeyeceğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi (atıp, iftira ederek) söylüyorsunuz.”  [el-A’râf 7/28.]

Onlara: ‘Allah’ın indirdiği hükümlere uyun!’ denildiğinde, onlar ‘Hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız’ dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, hakikati de bulamamış idiyseler?”[ el-Bakara 2/170.]

Acaba o bunca ilâhı tek bir ilâh mı yaptı? Muhakkak bu çok şa­şılacak bir şeydir.”[sad 38/5….Bu ayetin tefsiri yukardaki verilen linkte ve blogumuzda,bundan onceki iki paylasimda verilmistir–>https://islamkalesi.wordpress.com/2012/06/27/ibn-kesir-sure-sad-4-5-6-ayet-tefsirimusrikler-hakkinda/…..https://islamkalesi.wordpress.com/2012/06/27/imam-kurtubi-sad-suresi-4-5-ayet-tefsirimusrikler-bir-cok-tanriya-tapiyolardi/]
Simdi hangi akilli bir musluman,eger aklini yitirmemis ise MUSRIKLERLE muslumanlari bir tutabilir!???

Şimdi bide bu son ayeti(el-Bakara 2/170) muctehid imamlara veya bizden onceki alimlerin sozlerine uyanlara yapistiriyolar. Hemen bide onu acikliyalim insallah!

Bu ayetlerde müslúman olmiyanlar icin inmis ve müslümanlarin atalari hakkinda degildir!!!

Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun” dendiği zaman, “Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu bulamamışlarsa? Kâfirlerin hali, bağırıp çağırmak dışında bir şey duymayan, yine de haykıran kişiye benzer. O kâfirler sağır, dilsiz ve kör oldukları için akledemezler.) [Bekara 170, 171]

diger ayetler:

-Kâfirler Allah’a karşı yalan uydururlar ve çoğu da akletmez. Onlara, “Gelin Allah’ın indirdiği Kitaba ve Resule uyun” denildiğinde, “Atalarımızın yolu bize yeter” derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyse?) [Maide 103, 104]

Putperestler, Hud peygambere dediler ki:
(Sen bize tek Allah’a kulluk etmemiz ve atalarımızın taptıklarını [putları] bıraktırmak için mi geldin? Eğer sözünde sadık isen, tehdit ettiğin azabı getir.) [Araf 70]

Kâfirler, Peygamberlere dediler ki:
(Siz de bizim gibi bir insansınız. Siz bizi atalarımızın taptığı şeylerden [putlardan] döndürmek istiyorsunuz.) [İbrahim 10]
(Bu da aynen sizin gibi bir insandır. Size üstün ve hâkim olmak istiyor. Eğer Allah isteseydi, elbette [peygamber olarak] melekleri gönderirdi. Biz atalarımızdan böyle [bir Allah’a ibadet etmek diye] bir şey duymadık.) [Müminun 24]

-Hz. İbrahim putlara tapanlara dedi ki:
(Atalarınızın ve sizin neye taptığınızı şimdi gördünüz mü? Taptığınız putlar benim düşmanımdır. Dostum ancak âlemlerin Rabbidir.) [Şuara 75-77]
(Musa, kâfirlere apaçık mucizelerimizle gelince: [Kâfirler], “Bu uydurma bir sihirdir. Önceki atalarımızdan böyle [tek ilaha ibadet etmek diye] bir şey işitmedik” dediler.) [Kasas 36]
(Onlar [kâfirler] atalarını sapıklıkta buldular ve peşlerinden koşup gittiler.) [Saffat 69,70]
Bu ayetlerde goruldugu gibi MUCTEHID  ve bizden onceki ehli sunnet alimlerle hic bir alakasi yoktur.

Müslümanların ataları doğru yolda ise elbette uymak gerekir.

Nitekim Yakup aleyhisselam, ölürken oğullarına sordu: (Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?) dedi. Oğulları dediler ki: (Senin ve ataların İbrahim, İsmail ve İshakın ilahı olan tek Allah’a kulluk edeceğiz.) [Bekara 133]

Hz. Yusuf da dedi ki: (Atalarım İbrahim, İshak ve Yakubun dinine uydum.) [Yusuf 38]

ve bir hadisi serifle noktaliyalim insallah

Ahir zamanda bazıları, sizin ve ATALARINIZIN yolundan ayrılıp, sünnetimden uzak kalacaklar, onlardan uzak durun.) [Müslim]

Hz. Ömer’in oğlu Hz. Abdullah’ın Haricîler hakkında buyurduğu gibi, “Gerçekte onlar müşrikler hakkında nâzil olan âyetleri Müslümanlar için kullanmışlardır” (Buhârî, İstitâbe, 6)

Allahim bu tür ayetleri hariciler gibi müşriklere yükliyenlerden bizi koru ve onlari hidayete erdir!!  

Categories: Müşrik-Mümin farkı, Tevessül-Teberruk-Istiğase-Himmet, Vehhabi Fitnesi | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

İmam Kurtubi sad süresi 4-5 ayet tefsiri(müşrikler bir cok tanriya tapiyolardi!!)

Bundan önceki paylaşımda İbn kesirin tefsirini verdik,müşrikler hakkında. Nasıl la ilahe illallah demeyi red edip, bir çok tanrıya taptıkarlını ve bazı sahsiyetlerin bunlarla, kelime-i tevhidi soyliyen muslumanlari nasıl ayni kefeye koyabildigini dile getirdik. Bunun şimdide diğer bir tefsirle paylaşıyoruz inşallah.

Hz. Ömer’in oğlu Hz. Abdullah’ın Haricîler hakkında buyurduğu gibi, “Gerçekte onlar müşrikler hakkında nâzil olan âyetleri Müslümanlar için kullanmışlardır” (Buhârî, İstitâbe, 6)


İmam Kurtubi, el-Camiu li Ahkâmi’l-Kur’an- sad suresi 4-5 ayetin tefsiri!

4. Kendilerinden bir korkutucu geldi diye hayret ettiler ve kâfirler: “Bu bir büyücü, bir yalancıdır” dediler.

5. “Acaba o bunca ilâhı tek bir ilâh mı yaptı? Muhakkak bu çok şa­şılacak bir şeydir.”
Said b. Cübeyr’in rivayetine göre İbn Abbas şöyle demiştir: Ebu Talib has­talandığında Kureyşliler onun yanına geldiler. Peygamber (sav) da geldi. Ebu Talib’in yanı başında bir kişinin oturacağı kadar bir yer vardı. Peygamberin oturmasını engellemek maksadı ile Ebu Cehil kalktı ve peygamberi Ebu Ta-lib’e şikayet ettiler. Ebu Talib: Kardeşimin oğlu, sen kavminden ne istiyor­sun? diye sordu. O da şöyle dedi: “Amcacığım! Ben onlardan sadece bir söz söylemelerini istiyorum. Bununla Araplar kendilerine boyun eğecek, Arap ol­mayanlar da onlara cizye ödeyecektir.” Ebu Talib: Bu söz nedir? diye sorun­ca, Peygamber: “LA ILAHE ILLALLAH’tir” diye buyurdu. Bu sefer Kureyşliler: “Acaba o bunca ILAHI tek bir ilâh mı yaptı?” dediler. İşte bunun üzerine on­lar hakkında Kur’ân-ı Kerim’in: “Sâd, çok şerefli Kur’ân’a andolsun! Aksine kâfirler büyüklük taslamakta ve muhalefet etmektedirler” buyruğu “…bu an­cak bir uydurmadır” (Sad, 38/1-7) buyruğuna kadar nazil oldu. Bu mana­da bu hadisi Tirmizı de rivayet etmiş olup “bu hasen, sahih bir hadistir” de­miştir

Yine denildiğine göre Ömer b. el-Hattab’ın müslüman olması Kureyşlile-re ağır gelmişti. Bundan dolayı Ebu Talib’in yanında bir araya gelip şöyle dediler: Bizimle kardeşinin oğlu arasında hüküm ver. Ebu Talib Peygamber (sav)’a haberci göndererek şöyle dedi: Kardeşimin oğlu! Bunlar senin kav­minden olan insanlardır. Senden adaletli davranmanı istiyorlar. Kavmine kar­şı büsbütün haksızlık etme. Peygamber: “Benden istedikleri nedir?” diye so­runca, şöyle dediler: Sen bizden BIZIM TANRILARIMIZDAN sözetmeyi bırak, biz de seni ilâhınla başbaşa bırakacağız. Bunun üzerine Peygamber (sav) şöy­le buyurdu: “Bana kendisi sebebiyle Araplara egemen olacağınız ve Arap ol­mayanların da size itaat etmelerini gerçekleştirecek tek bir söz söyleyemez misiniz?” Ebu Cehil dedi ki: Hay Allah iyiliğini versin. Bu sözü de, onun on mislini de senin için söyleriz. Bunun üzerine Peygamber (sav): “LA ILAHE ILLALLAH deyiniz” diye buyurunca, bu işi kabul etmeyip kalkıp gittiler ve: “Aca­ba o bunca ilâhı tek bir ilâh mı yaptı?” dediler. Bütün bu mahlukatı bir tek ilâh nasıl yönetebilir? Bunun üzerine yüce Allah haklarında bu âyet-i kerime­leri: “Onlardan önce Nuh’un kavmi… yalanladılar” (Sâd, 38/12) buyruğu­na kadar olan âyetleri indirdi

Categories: Müşrik-Mümin farkı, Tevessül-Teberruk-Istiğase-Himmet, Vehhabi Fitnesi | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

WordPress.com'da Blog Oluşturun.