Posts Tagged With: ruhlar

Dirilerin yaptığı iyiliklerin ölülere bir yarar sağlarmı?

Dirilerin yaptığı iyiliklerin ölülere bir yarar sağlayamayacağı konusunda MUTEZILENIN delil olarak ileri sürdüğü: “İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur.” (53. Necm, 39) ayeti, Ehl-i Sünnet Alimleri tarafından şöyle yorumlanmıştır. Ayette yer alan (li’l-insâni) kelimesindeki ‘lam’ harfi mülkiyet ifade eder. Daha detaylı bir tercümeyle ayetin manası “çalışmasından başka insanın sahip olabileceği hiçbir şey yoktur.” şeklindedir.

Dirilerin ölülere bağışladığı iyilikler ölülere ait değildir. Bilakis onlar dirilere ait olduğu halde, bir fedakarlık gösterilerek onlann sevabı
ölülere bağışlanmıştır. Nitekim burada ölülerin, öldükten sonra kazandığı veya hak ettiği bir şey yoktur.

[Es-Semerkandi, Es-Sevâdü’l A’zam, s 137-138 (15. mesele); Açıklama bahsinde (Talha Hakan Alp’ın açıklaması)]


Ibn Teymiyye:

“kim ki, insan kendi amelinden başka şeyden fayda görmez der ise o kişi ICMA ÜL ULEMA’YA ters düsmüştür”

[Cami ül mesail li ibn Teymiyye/5/203]

Ibn Kayyim:

Bazıları da şöyle demektedir: “Kur’an-ı Kerim, başkalarının kazandığı şeyin kişiye faydalı olacağını reddetmemektedir. Kur’an’ın asıl reddettiği
şey, kazancı olmadan bir şeye malik olmaktır. Bu ikisi arasındaki fark gizli değildir. Allahıl Teala, kulun ancak kazandığı şeye malik olacağını belirtmiştir.
Başkalarının kazancı ise, kazanana, yapana aittir. Dilerse bunu dostuna bağışlar dilerse kendine saklar. Hiçbir zaman Alahıl Teala, ancak kendi kazandığı şeyin faydasını görür dememiştir.”
Hocam,Şeyhülislam İbni Teymiyye de bu görüşü tercih etmiştir.

“Kişinin kazandığı iyilik, kendi yararına kazandığı kötülük de kendi zararınadır” (Bakara,(2/286) ile “ancak yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz”(Yasin, (36/54) ayetleri, siyakından da anlaşılacağı gibi kişinin başkasının yaptığı suçtan dolayı cezalandırılmasını ve onun günahını yüklenmesini reddetmektedir. Çünkü Yüce Allah: “Bugün kimseye hiçbir şekilde zulmedilmez. Siz de ancak yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz”(Yasin, (36/54) ayetinde, kişinin günahları artırılmak, yahut sevapları azaltılmak, yahutta başkalarının yaptıklarından dolayı ceza çektirilmek suretiyle zulüm yapılmayacağını belirtirken, karşılık olarak değil de başkalarının yaptığı amelden fayda görmeyi nefyetmemiştir. Çünkü, kendisine karşı yapılan hediyeler, amelinin karşılığı değildir. Allah için kendi adına verilmiş, lutfedilmiş bir sadakadır ki bunda hiçbir katkısı yoktur. Belki bu, bazı kullarının elinden, amellerine karşılık olmaksızın Allah’ın verdiği bir hediyedir.

Rasulullah’ın: “Kul ölünce ameli kesilir” sözüyle ileri sürdüğünüz delile gelince, böyle bir istidlal sakattır. Çünkü Rasülullah, amelin faydasının kesileceğini söylememiştir. Bildirdiği şey amelinin kesilmesidir. Başkalarının ameli ise kendilerine aittir. Eğer bunlar, amellerini sevabını ölüye hediye ederlerse, ölüye ulaşan sevap kendi amelinin sevabı değil de hediye eden kimsenin amel sevabıdır. Demek ki ölen kişinin amelinin kesilmesi ile ona sevabın ulaşması ayrı ayrı şeylerdir. Aynı şekilde: “Ölüye ulaşan iyilikleri ve ameli …” hadisi de, başkalarının yaptığı iyiliklerin ve amellerin, ona ulaşacağını nefyetmemektedir.

[Ibn Kayyim, Kitâbu’r-Ruh, s.172,173] 

Reklamlar
Categories: Ölüye amellerin hediye ve arz edilmesi | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ölülere sağ olanların haberi gelirmi?

Onbirinci Soru: Kabirdeki bir ölünün yakınına veya uzağına başka bir ölü defnedildiğinde kabirdeki ölü onu tanır mı ve dünyadaki diğer olup biten şeyler hakkında, yeni gelen ölüye soru sorar mı?

Cevap: Evet. Bunun hakkında hadisler varid olmuştur. Bu hadislerden bazıları:
İbni Ebid Dünya’nın, Ebiz Zübeyr’den onun da Cabir’den rivayetine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ölülerinizin kefenlerini güzel seçin. Çünkü onlar kefenlerinden dolayı övünürler ve kabirlerinde birbirlerini ziyaret ederler.”

İbni Mübarek, Ebu Eyyüb’den mevkuf olarak rivayet ettiği ve Taberani’nin buna benzer Rasululah’a merfu olarak rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sağ olanların amelleri ölülere gösterilir. İyilik görürlerse sevinirler ve rahatlarlar. Eğer kötülük görürlerse Allah’ım onlara hidayet ver derler.” Bu rivayette defnedilenlerin onların yakınında veya uzağında olduğuna dair bir kayıt yoktur. Fakat sadece yakınlarında defnedilenleri duyabilmeleri de mümkündür.

İbni Ebid Dünya şöyle rivayet etti: “Osman İbni Abdullah, Said İbni Cübeyr’e şu soruyu sordu: “Ölülere sağ olanların haberi gelir mi? Said İbni Cübeyr: “Evet” dedi. Bir kişi öldüğünde yakın akrabalarının haberlerini diğer ölülere ulaştırır. Mezardaki kişi haberler hayır ise sevinir, şer ise üzülür. (Bu hadisi Tirmizi, Taberani, Enes İbni Malik’ten Rasulullah’a merfu olarak rivayet etmişlerdir).

Buhari’nin tarihinde Numan İbni Beşir’den Rasulullah’ın (s.a.v.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Kabirlerde bulunan kardeşlerinize eziyet etme hususunda Allah’tan korkun. Çünkü amelleriniz onlara gösterilir.” Hakim rivayet etti ve sahih dedi).

“Kabirler” kitabında İbni Ebid Dünya şöyle rivayet etmiştir. Yahya b. Abdurrahman b. Ebi Lebibe o da babasından o da dedesinden şöyle rivayet etmişlerdir: “Bişr İbni Berra b. Ma’rur öldüğünde annesi ona çok üzüldü ve Rasulullah’a (s.a.v.) annesi şöyle dedi: “Beni Seleme’den ölenler olarak ölüler birbirini tanır mı ki ben Bişr’e selam göndereyim?” Rasulullah (s.a.v.) ona: “Evet ey Bişr’in annesi! Kuşların birbirini tanıdıkları gibi onlar da birbirini tanırlar.” Bunun üzerine Beni Seleme’den bir kişi ölüm döşeğine düşse Bişr’in annesi ona gidip Bişr’e selam söyle derdi. Taberani başka bir yoldan şöyle rivayet etti: “Bişr’in annesi, Ka’b İbni Malik ölüm döşeğine düştüğü zaman ona gelip: “Bişr’e selam söyle” dedi. Bu rivayet Ebu Lebibe’nin rivayetini desteklemektedir.

Sufyan İbni Uyeyne, Amr İbni Dinar’dan o da Ubeyd İbni Umeyr’den şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Kabir ehli sağ olanların haberlerini beklerler. Bir kişi öldüğünde ona gelirler ve: “Filanın durumu nasıl?” diye sorralar. O da: “Salih bir kişidir” diye cevap verir. “Peki falan kişi ne yaptı?” derler. O da: “O size gelmedi mi?” der. Onlar: “Hayır bize gelmedi” derler. O da: “Biz Allah’A aidiz ve ona döneceğiz” dedikten sonra: “Demekki bu bizim yolumuzdan başka bir yola gitti” derler. Bu rivayet Ubeyd İbni Umeyr’in sözüdür. Ubeyd İbnü Umeyr; tabiin alimlerinin en büyüklerinden birisidir. Ona ulaşan senet sahihtir. Bu gibi kişiler kendi görüşlerinden birşey söylemezler. Bu rivayet mürsel hükmündedir.

Nesei’ni Ebu Hureyre’den Rasulullah’a merfu olarak rivayet ettiğibuna benzer bir rivayeti vardır. Bu rivayetin sonunda şöyle bir ibare vardır. “Onlar yeni ölen kişiye: “Filan kişi ne haldedir?” diye sorduklarında yeni kişi: “O daha size gelmedi mi?” diye sorunca onlar: “Hayır” deyince,yeni ölen kişi: “Demekki o cehenneme gitti” der. İbni Mübarek’in Ebu Eyyüb’den Rasulullah’a merfu olan buna benzer bir rivayeti vardır.

Taberani Ebu Eyyüb’den şöyle rivayet etmiştir. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mü’min kişi ölünce salih kullar bu kişiyi müjdeleyici bir kişinin karşılandığ gibi karşılarlar ve birbirine onu rahat ettirelim derler. Sonra ona: “Filan erkek ne yaptı? Filan kız ne yaptı? Evlendi mi? diye sorarlar. Fakat ondan önce ölmüş olan bir kişi hakkında sorduklarında; “O cehenneme gitti” der.”[1]
(1) Taberani Kebir’de ve el-Evsat’ta zayıf senetle rivayet etti. (Mecma ez-Zevaid, İbni Hacer el-Heytemi).

Bir rivayetlerden anlaşılıyorki ölülerin ruhu birbirleriyle buluşurlar ve konuşurlar. Fakat bu, dünyadaki buluştukları gibi değildir. Çünkü Berzah hayatı (kabir hayatı) dünya hayatına benzemez. Dolayısıyla orada olan olaylar dünyadikelere benzemez. Alah daha iyi bilir.

[Ibn Hacer Askalani, Kabir Alemi]

Categories: Ölüye amellerin hediye ve arz edilmesi | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ölülerin işitmesi

Hanbeli alimlerinden Zeynuddin İbn Recep(736-795 h/1335-1393 m) Ehli Sünnet alimlerinin ekserisinin görüşünün ölülerin duyduğu yönünde olduğunu şöyle söylüyor:

وقد وافقَ عائشةَ على نفْيِ سَماعِ الموْتى كلامَ الأحياءِ طائفةٌ مِن العلماءِ , ورجَّحه القاضي أبو يَعْلى مِن أصحابِنا في كتابِ الجامعِ الكبيرِ له
واحتجّوا بما احتجَّتْ به عائشةُ , وبأنه يجوز أن يكونَ ذلك مُعْجِزةً مُختَصّةً بالنبي صلى الله عليه و سلم دونَ غيرِه ,وهو سَماعُ الموتى كلامَه
وفي صحيحِ البخاري قال قتادةُ : أحياهم اللهُ تعالى يعني أهلَ القَلِيبِ حتى أسمعَهم قوْلَه توْبيخًا وتصغيرًا ونَقْمةً وحَسْرةً ونَدَمًا
وذهَب طوائفُ مِن أهلِ العلمِ – وهم الأكثرونَ – , وهو اختيارُ الطبري وغيْرِه , وكذلك ذكَره ابنُ قُتيْبة وغيرُه مِن العلماءِ , وهؤلاء يحتجُّون بحديثِ القَلِيبِ

“Alimlerden bir grup “ölülerin dirilerin sözlerini duymadığı” mevzusunda Aişeye – Allah ondan razı olsun – uygun görüş bildirmişler (yani ölülər duymaz demişler).
Bu görüşü ashabımızdan(Hanbelilerden) Kadı Ebu Yala kendisinin “El Camiul Kebir” kitabında tercih etmişdir.
Bu görüşdeki alimler Aişenin – Allah ondan razı olsun – getirdiği delili getirmişler.Aynı zamanda bunun – ölülerin onun konuşduğunu duymasının- sadece Nebiye- sallallahu aleyhi ve sellem– mahsus bir mücize olmasının caizliğine istidlal etmişler.
Buharinin sahihinde Katade şöyle diyor: Yüce Allah onları – yani Kalib kuyusuna atılanları – diriltdi ki, böylece sözünü onlara kınama, alçaltma, kısas, gam güsse ve pişmanlıq için duyursun.

(Ölülerin duyacağını söyleyen) İlim ehlinden diğer bir grup – bunu söyleyen alimlerin ekserini oluşturuyor, Aynı zamanda bu İmam Taberinin ve diğerlerinin seçdiği, İbn Kuteybə ve diğer alimlerin zikr etdiği görüşdür – kendi görüşlerine delil olarak “Lalib kuyusuna atılanlar” hakkında hadisi hüccet olarak ireli sürmüşlerdir…”

Kaynak: İbn Recep: Ehvalul Kubur ve Ehvalu Ehlihe ilen Nuşur: 133

Categories: Ölüler işitir-Ruh ölmez | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Peygamberimizin (sallallahu aleyhi vesellem) bizden haberdar olup işitmesi..

Peygamber efendimiz(sallallahu aleyhi vesellem)ümmetinin amellerinden haberderdir. Onların iyi bir amel işlediğini gördüğünde sevinir ve kötü amel işlediklerini gördüğünde ise onlara dua eder.
[Imam Şevkani- Neyl el-Evtar]

Yapılan ameller Peygamber efendimize(sallallahu aleyhivesellem) sunulur. Bu sebebten dolayi insanlar yaptıkları kötü amellerden dolayı utanmaları gerekir.
[Ibn Receb-Latif-ul-Mahrif, sayfa 91]

Peygamber efendimiz(sallallahu aleyhi vesellem) dedi ki: Bana selam gönderin, fakat Cuma günü daha fazla gönderin. Selam okuduğunuz anda, nerede olursanız olun, sizin sesiniz bana ulaşır. Bazı sahabeler sordular, “vefatınızdan sonradamı?” Peygamber efendimiz(sallallahu aleyhivesellem) cevaben: Allah Teala topraga cesedimi çürütmesini haram kildi.
[Ibn Kayyim- Celaul Efham sayfa 145]

Categories: Ölüler işitir-Ruh ölmez, Ölüye amellerin hediye ve arz edilmesi | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Insan ölünce ruhu değişmez!

(Hadîkat-ün-nediyye) kitâbının ikiyüzdoksanıncı sahîfesinde diyor ki: (Mü’minler, uykuda iken olduğu gibi, öldükden sonra da mü’mindir. Peygamberler de, uykuda iken olduğu gibi, öldükden sonra da Peygamberdirler. Çünki, mü’min olan ve Peygamber olan, rûhdur. İnsan ölünce, rûhu değişmez.

Böyle olduğu imâm-ı Abdüllah Nesefînin (Umdet-ül akâid) kitâbında yazılıdır

Categories: Ölüler işitir-Ruh ölmez | Etiketler: , , , , , , , , ,

Ibnü’l Cevzi(ra): Mezardan bereketlenmek

İBNÜL CEZVİ(R.A) VE İBRAHİM BİN İSHAK BİOGRAFİSİ…!

Hamd Allaha,Salat ve selam onun Resulune(s.a.s),Ehli Beytine(a.s) ve şerefli sahabilerine(r.a) olsun!

Sevgili kardeşlerimiz, İbnül Cezvi(r.a)-(ibni teymiyyenin öğrencisi ibni cezviyye ile kariştirilmamalidir)-“Sifatus Sevfah” isimli kitabinin 1-ci cildinin 441-442-ci sayfalarinda İbrahim bin İshak Harabinin biografisinde tevessüle delil olan şu sözleri söyler:

“Onun mezari herkese açiktir.Halk ondan bereketleniyor”

Categories: Ölünün tasarrufu, Kabir ve ruh | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Ölüler İle Dirilerin Ruhları Rüyada Görüşür!

Bu konuda Selmân-ı Fârisi vö Abdullah bin Selam’m sözleri da­ha önce geçti. Bu meselenin delilleri sayılmayacak kadar çoktur. Gerçek olan olaylar bunun en doğru delilidir. Dirilerin ruhları bir­biriyle görüştüğü gibi, ölüler ile dirilerin ruhları da birbiriyle gö­rüşür.
Cenâb-ı Hakk şöyle buyuruyor:
«Allah Ölümde canları alır. Ölmeyip rüyasında olan canlan da alır. Ölümle ona hükmettiğini tutar, diğerini belli bir zamana ka­dar bırakır»

Baki bin Muhalled ve ibn-i Mende, «Ruh» kitabında ve Taberâni «Evsat»da Said bin Cübeyr tarikiyle ibn-i Abbâs (Radıyallahû anh)’-dan şu âyet hakkında şöyle dediğini rivayet etmişlerdir.
Bana ulaştı ki, diriler ile ölülerin ruhları rüyada görüşür. Bir­birinden durumlarını öğrenirler, Allah Ölülerin ruhlarını tutar, di­ğerlerin ruhlarını belli bir zamana kadar cesedlerine geri gönderir.

îbn-i Ebi Hâtem, Süddi’den, yukardaki âyet-i kerime hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir.
«Allah uykuda ruhları alır. Dirinin ruhu ile ölünün ruhu görü­şür. Tanışıp sohbet ederler. Dirinin ruhu dünyadaki cesedine gönde­rilir, belli bir zaman orda kalır. Ölünün ruhu da cesedine dönmek İster. Fakat tutuklanır.»,

Cüveybir yukardaki âyet hakkında ibn-i Abbâs (Radıyallahû anh) ‘dan rivayet ettiğine göre şöyle demiştir:
Doğu ile batı arası kadar bir ip, yer ile gök arasında uzanmış ölülerin ruhları ile dirilerin ruhları o ipe gelir. Ölü ile diri orada gö­rüşür. Rızkını tamamlamak üzere cesedine dönmek için diriye izin verildiği zaman ölü yakalanır.

[İmam Celaleddin Es-Suyuti, Kabir Alemi]

Categories: Ölünün tasarrufu, Kabir ve ruh | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Ölünün kerameti!!


Ölünün kerameti hakkında İbn teymiyye(resimdeki kitab ibn teymiyyenin sıratı müstakim kitabınn yedinci bölümünden alıntıdır)..İbn teymiyyenin bu söylediğini talebesi İbn Kayyimle ve Alusinin tefsirinden destekliyelim inşallah

İbnu’l-Kayyimer-Rûh isimli kitâbında[1] şöyle diyor:
Bedenin esîrliğinden, bağlarından ve engellerinden kurtulan rûhun, zelîl bedenin bağlarında ve engellerinde hapsolunan rûhta olmayan, tasarruf güç, nüfuz, himmet, hızla Mevlâ’ya yükselmesi ve Allah’la alâkası vardır. Bedeninde mahbûs iken (rü’yâdayken) bu olursa, ya ondan sıyrılıp ayrılınca, güçleri kendinde bir araya toplanınca ve de (bedene girmeden evvel rûhlar âlemindeki) ilk vaziyetinde de yüce, pak, büyük ve yüksek himmet sâhibi olunca nasıl olur? İşte bu rûhların bedenden ayrılınca başka bir hâli başka bir işi vardır.
Rûhların, bedenlerindeyken ben-zerlerine güç yetiremeyecekleri şeyleri ölümlerinden sonra yaptıklarına dâir insanoğlunun çeşitli sınıflarında görülen rü’yâlar tevatür ede gelmiştir. Bir, iki, az bir sayı ve benzeri ile çok sayıda askerleri bozguna uğratmak gibi… Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebûbekir ve Ömer radı-yellahu anhumâ, nice kez rü’yâda görülmüştür ki, rûhları küfr ve zulüm ordularını hezîmete uğratmışlardır. Bir de bakılmıştır ki, küfür orduları -sayılarının çokluğuna ve mü’minlerin zayıflığına ve azlığına rağmen- mağlup olmuşlar ve kırılmışlardır.
[İbnü’l-Kayyim, Er-Rûh: 237]

——

Müfessir Âlûsî, Rûhu’l-Meânî’sinde,[2] işleri düzenleyip yönetenler hakkı için âyetinin tefsirinde, O’na göre bazı yanlış anlamalara cevap verdikten sonra şöyle diyor:
“Evet, Allah celle celâlühû bazen dostlarından dilediklerine, ölmeden evvel olduğu gibi, öldükten sonra da dilediği kerâmeti verir ve Hakk Sübhanehû ve Teâlâ, hastayı iyileştirir, boğulmakta olanı kurtarır, düşmana karşı yardım eder, yağmur yağdırır ve bunu kerâmet olarak verebilir.
Bazen de, o kişiye benzeyen bir sûret ortaya çıkarır ve o sûret, o kişinin hürmetine, günah olmayan şeylerden (Allah Celle Celâlühû) istenileni, isteyenin istediğini yerine getirmek için yapar…”

[Âlûsî, Rûhu’l-Meânî:30: 25]

Categories: Ölünün tasarrufu, Kabir ve ruh | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Peygamberimize(sav) vefatından sonra selam vermek!

“Her kim bana selam verirse Allah ruhumu bedenime iade eder ve muhakkak onun selamı mukabele ederim.”
[Ebû Davud Ebû Hureyre’den nakletmiş, Nevevi “isnadı sahihtir” demiştir]

Abdurrezzak, bu hususta Zeyd bin Eslem’den bir rivayet nakletmektedir: “Ebû Hureyre ve bir arkadaşı bir kabre uğramışlardı. Ebû Hureyre -radıyallâhu anh- arkadaşına: “selam ver” deyince adam: “kabre mi selam vereyim?” diye sormuş, Ebû Hureyre: “eğer kabirdeki seni dünyada bir kere görmüş ise seni şu anda tanır” diye cevap vermişti.
[Abdurrezzak, “Musannef” 3/577]

Abdullah İbni Mesud -radıyallâhu anh-, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’den rivayet eder:
إن لله ملائكة سياحين في الأرض يبلغوني من أمتي السلام

“Allah’ın yeryüzünde ümmetimin bana verdiği selamları bana ulaştıran gezici melekleri vardır.
[Münziri der ki: “Nesai, İbni Hıbban da “Sahih”inde bu rivayeti aktarmıştır.” “et-Tergib ve’t-Terhib” 2/498]

Bezzaz ve Ebû’ş-Şeyh İbni Hıbban’dan rivayeten:
إن الله تبارك وتعالى وكل ملكاً أعطاه أسماء الخلائق فهو قائم على قبري إذا مت، فليس أحد يصلي عليَّ صلاة إلا
قال: يا محمد! صلى عليك فلان ابن فلان قال : فيصلي الرب تبارك وتعالى على ذلك الرجل بكل واحدة عشراً

“Allah -celle celâluhu- bir meleğe tüm mahlûkatın ismini vermiştir. Ben öldüğümde o kabrimin başında duracak, bir kişi bana salâvat getirdiği zaman: “ey Muhammed falan oğlu falan sana salâvat getirdi, Allah -celle celâluhu- da bu adama bire on karşılık ile rahmet etti” diyecektir
[Taberani “Kebir” de benzer bir rivayette bulunmuştur. “et-Tergib ve’t-Terhib” 2/500]

Ebû Hureyre -radıyallâhu anh-, Allah Resulü -sallallahu aleyhi ve sellem-’den rivayet eder:
ما من أحد يسلم عليَّ إلا رد الله عليَّ روحي حتى أردّ عليه السلام

“Bana bir Müslüman selam verdiği zaman Allah benim ruhumu bedenime iade eder ve ben o selamı alırım.
[Ahmed ve Ebu Davud rivayet etmişlerdir. “et-Tergib ve’t-Terhib” 2/499]

Categories: Ölüler işitir-Ruh ölmez, Ölüye amellerin hediye ve arz edilmesi, Kabir ve ruh | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ölüler işitmez diyenlere sevgili imamlari Ibn teymiyyeden cevap!!

“Sen elbette ki ölülere işittiremezsin” (Neml 80) .

Bu ayette ki işitmek, kabul edip tabi olma anlamına gelmektedir. Zira Allah kafiri kendini doğruya davet edeni işitemeyen ölülere ve sesleri işiten ama manalarını anlamayan hayvanlara benzetmektedir. Ölü kimse denileni işitip manayı anlasa bile doğruya davet eden kimseye icabet etmesi ve marufa tabi olup münkerden uzaklaşarak itaat etmesi mümkün olmamaktadır. Dolayısıyla doğruyu anlatmak yanlıştan alı koymak ona fayda vermez. İşte kafir de bu şekilde sözü işitse ve manasını anlasa da doğrunun anlatılması ve yanlıştan alı konulması ona fayda vermez. Allah (c.c)’ın buyurduğu gibi:

وَلَوْ عَلِمَ اللّهُ فِيهِمْ خَيْراً لَّأسْمَعَهُم
“Şayet Allah onlarda bir hayır görseydi; onlara işittirirdi. Eğer işittirmiş olsaydı; yine de yüz çevirenler olarak arkalarını dönerlerdi. (Enfal 23).

Ölülerin görebilmesi ile alakalı Ayşe –radıyallâhu anh- ve diğer sahabelerden birçok rivayet gelmektedir. “Bu esnada ölünün ruhu bedenine iade edilir mi yoksa daima kabrinde mahsur mu kalır?” sorusuna gelirsek; hadisi şerifte nakledildiği gibi ölünün ruhu bu esnada ya da başka zamanlarda bedenine iade edilir.” Allah’ın dilediği zamanlarda da ruh bedenle bir araya geldiğinde, tıpkı bir meleğin yeryüzüne inmesi ya da yeryüzünde birden bir ışığın parlaması ya da uyuyan kimsenin birden uyanması gibi bir anlık bir olaydır. Bu mana birçok rivayette nakledilmektedir. Mücahid şöyle demektedir: “Bazen ruhlar defnedildikten itibaren yedi gün kabir içinde odalarda tutulurlar.” Malik İbni Enes şöyle demektedir: “Bana ruhların istediği her yere gidebileceği rivayeti ulaşmıştır” demektedir.

[İbni Teymiye, “Mecmûu’l-Fetâvâ” 24/362]

Categories: Ölüler işitir-Ruh ölmez, Kabir ve ruh | Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

WordPress.com'da Blog Oluşturun.