Posts Tagged With: vacip

Es’ari taifesine lanet/tekfir etmek!?!?!?

El-hafız’ın mezkur <<Tarih>> kitabında, bir istifta(fetva talebnamesi) yazısı olup o dahi <<Tebyinu Kızbi’l-Müfteri>> adli kitapta yazılmıştır. İbarenin özü şudur: “ Eş’arı taifesine lanet etmek, onları tekfir eylemek için toplanan bir topluluk hakkında, büyük fıkıh alimlerinin fetvaları nedir? Ve bu nedenle onların hakkında nelerin yapılması vaciptir?” Diye soruldu.

Bunun üzerine Kadı’l-kudat(başkadı) Ebu Abdullah ed-Damığanı el-Hanefi, şöyle cevap verdi: “Müslüman taifesine lanet edip onları tekfir eden herhangi bir kimse, dinde bir bidat işlemiş, caiz olmayan bir iş yapmış olur. Bu gibi tekfir olayını önleyerek kendisinin ve benzerinin bu gibi işlerden menn edilmesi, cezalandırılması, işbaşında  olanın üzerine vaciptir. Allah, işbaşında olanlara yardımcı olanları güçlendirsin!”.

Muhammed b. Aliyyu’d-Damığanı de bu suale şöyle cevap verdi: “Başarılar Allahtandır. Eş’ariyye taifesi, Peygamber(sav) sünnetine uyanların önderledirir. Şeriat’ın yardımcısı olup bidatçı taifelerinden kaderiyye ve rafizilerin yanlış düşüncelerini reddetmeğe çalışmışlardır. Onlara dil uzatan kimse, şüphesiz sünnet ehline dil uzatmış olur. Müslümanların  işlerine bakan idareci kimseye böyle yapanın hakkında şikayet olursa, herkesin ondan ibret alacağı şekilde onu cezalandırması üzerine vaciptir.

İbrahim b. Aliyyu’l-Firuzabadi yani Şeyh Ebu İshak eş-Şirazı de aynı sualin cevabında, “Benim de vereceğim cevap bunun gibidir” diyerek görüşünü yazmıştır. Keza Muhammed b. Ahmed eş-Şaşı, yani Fahru’l-İslam Ebu Bekir Şeyh Ebu İshak’ın talebesi de aynı şekilde cevap vermiştir.

[Ebu Hamid bin Merzuk, Bera’atü’l-Eş’ariyyîn, sayfa 90-91]

Reklamlar
Categories: Vehhabilik(tarih-hadis-alimler) | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Kabir ziyareti için yola çıkmak( el-Firuzzabadi)

“Kamus” kitabının sahibi İmam Mecidüddin bin Yakub el-Firuzzabadi
O, “Es-Sılatü ve’l-Beşer” adlı eserinde şöyle söylemektedir:

“Kabri yanında iken Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e mutlaka salât getirmelidir. Ona selam verme ayrıcalığına ve şerefine nail olmak için yola çıkmak müstehaptır.

Kadı İbni Kecc –Kadı Yusuf bin Ahmed bin Kecc- Rafii’den naklen der ki: “Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kabrini ziyaret etme

k için birisi nezrederse (söz verirse), bu nezri yerine getirmesi gereklidir. Başka seçeneği yoktur. Ama eğer başkasının kabrini ziyaret edeceğine nezrederse, bana göre burada iki seçeneğinde yolu açıktır. İster yapar ister yapmaz. Nezredilen ibadetlerin yapılması gerektiği bilinmektedir.”

Mezheb imamlarımızdan Ebû Amr bin Salah, Ebû Zekeriya en-Nevevi ve Rafii, hac amellerinin son kısmında, Gazali “İhya” sında, el-Begavi “et-Tehzib”te, Şeyh İzzeddin bin Abdüsselam “Menasik”te Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kabrini ziyaret etmenin sünnet olduğunu söylerler. Allah hepsinden razı olsun.

Hanbelilerden Şeyh Muvaffakuddin, İmam Ebû’l-Ferec el-Bağdadi ve diğer bir çokları da aynı görüştedirler. Hanefilerden “Muhtar” sahibi, “Şerhü’l-Muhtar” adlı eserinde, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kabrini ziyaret etmenin en faziletli müstehaplardan olduğunu bildirmiştir.

Malikiler’e gelince; Kadı İyaz Malikilerin bu hususta icma ettiklerini bildirmektedir. Abdulhak es-Sekali “Tehzibü’l-Metalib” adlı eserinde Şeyh Ebû İmran el-Malik’den Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kabrini ziyaretin vacip olduğunu nakletmiştir. Abdulhak: “Vacip, sünneti vacibe (gerekli) anlamındadır” diyerek bir açıklama da getirmiştir.

El-Abdi el-Maliki “Şerhu’r-Risale” adlı eserinde şöyle demektedir: “Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’i ziyaret için Medine’ye yürümek, Kâbe’ye ve Beyti Makdis’e yürümekten daha faziletlidir.”

Mezhep imamlarının birçoğu Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kabrini ziyaret için yola çıkmayı müstehap görmektedirler. Zira onlar, hac vazifelerinden sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kabrini ziyaret etmeyi müstehap görmektedirler. Yolculuk yapmak ta, kabri ziyaret edebilmek için zaruridir. Ziyaret etme fiilinin meşruluğuna delalet eden birçok delil vardır.
وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُواْ أَنفُسَهُمْ جَآؤُوكَ فَاسْتَغْفَرُواْ اللّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُواْ اللّهَ تَوَّاباً رَّحِيماً
Onlar kendilerine yazık ettikleri zaman, sana gelip Allah’tan mağfiret dileseler ve peygamberler de onlara mağfiret dileseydi elbette Allah’ı Tevvâb ve Rahîm olarak bulacaklardı. (Nisa 64) ayeti kerimesi bunlardan biridir. Onun -sallallahu aleyhi ve sellem- şu anda hayatta olduğunda ve ümmetinin amellerinin kendisine arz edildiğinde şüphe yoktur.”

[ El-Firuzabadi, “es-Sılatü ve’l-Beşer” s: 122–3]

Categories: Kabir ziyareti | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

El Maliki(ra) Mezhebe tabii olmanin vacipliği!!

İBNİ ALİŞ EL MALİKİ(R.A) VE MEZHEPE TABİİ OLMANİN VACİPLİYİ MESELESİ…!

Hamd Allaha Salat ve Selam Resulune(s.a.s),Ehli Beytine(a.s) ve Şerefli sahabilerine(r.a) olsun..

Maliki alimlerinden İbn Aliş (1217-1299 h/1802-1882 m) müctehid olmayan kimseye taklidin vacibliyi hakkında diyor ki:

وقد أجمعَ أهلُ السنةِ على وجوبِ التقليدِ على مَن ليس فيه أهليةُ الاجتهادِ حسْبما في الدِّيباجِ للإمامِ ابنِ فَرْحُونٍ رحِمه الله تعالى وعُمْدةِ المريدِ للشيخِ اللَّقَاني وغيرهِما , وشاعَ ذلك حتى صارَ معلومًا مِن الدينِ بالضرورةِ

“Ehli Sünnet icma etmişdir: İctihad ehliyyetine sahip olmayan şahsin taklid etmesi vacibdir! İmam İbn Farhunun – Yüce Allah ona rahmet etsin – “Ed Dibec”, Şeyh El Lekaninin “Umdetul Murid” ve diğerlerinin eserlerinde böyle denmiştir.
Bu görüş o kadar meşhurlaşdi ki, “dinden bilinmesi kaçinilmaz olan şeyler” kategorisine dahil oldu.”

Kaynak: İbn Aliş: Fethul Aliyyil Malik fil Fetva ala Mezhebil İmam Malik: cilt 1/ sayfa 91

Categories: Mezhebe bağlılık, Mezhep | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.