Posts Tagged With: hanife

İMAM EBU HANİFENİN(R.A) RÜYASİ…!


İmam Ebu Hanifenin(r.a) hadis ilmine verdiği katkiyi bu ruyasi ne güzel anlatmaktadir.Gördüğünüz resim İmam Zehebinin(r.a) “Siyer Alem En Nubela” isimli kitabinin 6-ci ciltinin 398-ci sayfasidir ve bu sayfada şu sözler geçmekte:

شعيب بن أيوب الصريفيني، حدثنا أبويحيى الحماني، سمعت أبا حنيفة يقول: رأيت رؤيا أفزعتني، رأيت كأني أنبش قبر النبي صلى الله عليه وسلم، فأتيت البصرة، فأمرت رجلا يسأل محمد بن سيرين فسأله، فقال: هذا رجل ينبش أخبار رسول

الله صلى الله عليه وسلم

Şuayb İbni Eyyub El Serifini dedi,Ebu Yahya El Himmani bize nakletdi ki:”Ebu Hanifenin şöyle dediğini duydum:”Gördüğüm bir rüya beni çok korkuttu.Gördüm ki,Peygamberin(s.a.s) mezarini kaziyorum”.Ben Basraya geldim ve bir adami bu hakkta Muhammed bin Şirine sormasi için görevlendirdim.O dedi ki:”Bu adam Peygamberin(s.a.s) hadislerini ortaya çikaracak”

Ayni zamanda bu rivayet şu kitaplarda da geçmektedir:

Imam Mizzi “Tehzibul Kemal” cilt 29 sayfa 427

Imam Nevevi “Tahzib ul Esma” sayfa 377 nakil no:771

Imam Zehebi “Menakib El Imam Ebu Hanife liz-Zehebi” sayfa 36

Categories: Mezhep imamımız Ebu Hanife(ra) | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

İMAMİ AZAM EBU HANİFEYE(R.A) UYMAK…!


Gördüğünüz resim İmam Zehebinin(r.a) “Menakib el İmam Ebu Hanife liz-Zehebi” isimli kitabinin 31-ci sayfasidir ve bu sayfada şu sözler geçmekte:

ابْنَ الْمُبَارَكِ، يَقُولُ: «إِنْ كَانَ أَحَدٌ يَنْبَغِي لَهُ أَنْ يَقُولَ بِرَأْيِهِ، فَأَبُو حَنِيفَةَ

“İbni El Mübarek dedi ki:”Eğer fikirleri izlenmeye layik olan bir kimse varsa işte o,İmam Ebu Hanifedir”

Categories: Mezhep imamımız Ebu Hanife(ra) | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Imam Ebu Hanife(ra) fazileti(2)

Şafii imamlar’ından Şeyhülislam İbn Hacer el Heytemi’nin İmam Azam hakkında ki yazdığı Fıkhın Sultanı adındaki eserden alıntılar:

Sufyan b. Üyeyne, “Ebu Hanife’nin benzerini gözlerim görmüş değildir”dedi. Bunun gibi sufyan hazretleri dedi ki: “Megazi ve siyer ilmin talep eden Medine’ye, haccın menaşıkını öğrenmek isteyen Mekke’ye, bütün fıkıh ilmini arzu eden de Küfe’ye gitmeli ve Ebu Hanife’nin dostlarından ayrılmamalıdır.

Abdullah b. Mübarak, “Ebu Hanife hazretleri insanların en fakihi idi. Ondan daha fakih kimse görmedim. Bütün faziletlerde, ‘Allah’ın ayerlerinden bir ayettir’”demiştir.

Yine Abdullah hazreterli demiştir ki: “İçtihada ilişkin meselelerde Malik ve Sufyan hazretlerine de müracaat edilir. Ancak Ebu Hanife hazretleri hepsinden daha fakih, görüşleri daha ince, fıkıh ilminin özüne ve hakikatlerine vakıftır. Resul-i Ekrem Efendimiz’den örnek bulamadığımız meselelerde İmam Ebu Hanife’nin sözleri Peygamberimizin sözü yerine geçer”

Categories: Ebu Hanife(r.a.), Mezhep imamımız Ebu Hanife(ra) | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Ebu Hanife(ra) fazileti!(1)

Şafii imamlar’ından Şeyhülislam İbn Hacer el Heytemi’nin İmam Azam hakkında ki yazdığı Fıkhın Sultanı adındaki eserden alıntılar:

Hatip el-Bağdadi’nin Şafii hazretlerinden rivayet ettiğine göre İmam Malik hazretlerine, “İmam Ebu Hanife hazretlerini nasıl gördünüz ?” denildiğinde, “Evet. Öyle bir zat gördüm ki eğer mesela bu direğin altın olduğuna inansaydı, ona kesin bir delil getirmekten aciz kalmazdı” diye cevap vermiştir”

Başka bir rivayette bir zat, meşhur kimselerin çoğunu İmam Malik hazretlerine sormuş ve sözünün sonunda, “Ebu Hanife hazretleri için ne buyurursunuz?” deyince o da,”Subhanellah, onu başkalarıyla kıyaslamak mümkün müdür? Tallahi, ben ömrüm boyunca Ebu Hanife hazretlerinin benzerini görmüş değilim. Şu mescidin direğinin altın olduğunu iddia etseydi, iddiasının doğruluğunu için kabul edilir bir kıyas delili getirebilirdi”demiştir. Abdullah b. Mubarek dedi ki : Bir gün İmam Malik, ona layık gördüğü üstün hürmeti gösterip onu baş köşeye oturttu. O ayrildiktan sonra bize, “bu zat Ebu Hanife denilen Nu’man b. Sabir hazretleridir. Şu direk altındır dese gerçekten dediği gibi çıkar. Fıkıh ilminin en ince meselelerine dair hükümler çıkarmak, kendisine çok kolay kılınmıştır. Herkesin şaşırdığı meselelerde hiç zamet çekmeden doğru hükme ulaşır” dedi.

Daha sonra Sufyan-ı Sevri hazretleri geldi; ancak Ebu Hanife hazretlerinin oturduğu yere onu oturtmadı. Oda o meclisten ayrılınca onunda fakihliği ve faziletlerini anlattı. Talebelerinden Harmele’nin(Harmele b.Yahya et-Tuçibi el-Mısrı: Ebu Hafs künyesiyle anılır. İmam Şafii hazretlerinin dostlarının büyüklerindendir. Tuçib, müzarı sigasıyla kabile ismidir) rivayetinde İmam Şafii hazretleri,  “Fıkıh ilminde derinleşmek isteyen kişiler, Ebu hanife hazretlerinin sohbetlerne katılmalıdır. Çünki söz konusu ilim, ona kolay kılınmıştır”demiş; Rebi(Rebi b Süleyman el-Muradı el-Mısrı de İmam Şafii hazretlerinin önde gelen dostlarından olup onun telif ettiği eserleri rivayet etmekle meşhurdur. Hadis ilmi imamlarındandır. Dört Sünen sahibi ve diğer hadis alimleri kendisinden hadis rivayetleri almışlardır. İrtihali 270’te(884) vuku bulmuştur) rivayetinde “insanlar fıkıhta Ebu Hanife hazretlerinin çocuklarıdır” dedikten sonra, “Mâ raeytü ehaden efkahu minhu” buyurmuştur ki, “Ondann daha çok fıkıh ilmine aşina bir kimse bilmiyorum” demektir. Burada “raeytü”(görmedim), “alımtu”(bilmiyorum) manasındadır; “edrektu”(idrak etmedim,anlayamadım) değil. Çünki İmam Şafii, İmam Azam hazretlerine yetişmiş değildir. Bunun gibi İmam Şafii’nin, “Ebu Hanife hazretlerinin kitaplarını mütaala etmeyen kimse fıkıh ilminde derinleşemez” dediği rivayet edilmiştir.

Categories: Ebu Hanife(r.a.), Mezhep imamımız Ebu Hanife(ra) | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Salih kişilerin anılması sırasında rahmet iner!!

İmam Ebu Hanife hakkındaki yapacağımız paylaşımları tıpkı İbn hacer el heyteminin kitabında yer verdiği açıklamaya dayanarak yapacaz Allah’ın izniyle!

“Din imamlarnidan ve hadis hafızlarından pek çok kimse, İmam Ebu Hanife hazretlerinin hayatı ve oldunglunu anlatıp açıklamakla uğraştılar; gerekli gördükleri kadar sözü uzattılar. Bu sayede her biri feyiz ve berekete nail oldu. Ben de onlar gibi türlü feyizlere ermek için onların yollarından gitmeyi istedim. Bununla birlikte bu yolda sarfedilen emeklerin boşa gitmediği: genel olarak selamet ve doğruluk ehlinin anılmasının, rahmetin inmesine vesile olduğu, İbnu’l-Cevzi merhumun aktardığı üzere tabiinden Süfyan b. Üyeyne hazretlerinin rivayet ettiği,”Salih kişilerin anılması sırasında rahmet iner”[Şehavi, Makasıdu’l-hasene, s.338] şeklindeki hakikati bildiren sözlerden-hadisten- de anlaşılıyor.

Bizde en azından bu alimlerin bu feyiz ve bereket umarak hazırladıkları eserlerden nakiller ederek aynı feyiz ve berekete nail olmayı umuyoruz.

Categories: Ebu Hanife(r.a.), Mezhep imamımız Ebu Hanife(ra) | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Molla muhammed emin hatirasi

Molla Muhammed Emin’in hatıralarından:
Birgün Şeyh Emced’in dersindeydik. kendisi ŞAFİİ ulemalarındandır. dedi ki:çıkmışlar ”bu hüküm şöyledir böyledir” peki soruyoruz neden böyledir eğer ve neden ulema bunu almadı?
derler ki: ”o hadis İMAM I HANEFİ VE İMAM I MALİK’e ulaşmamıştı.”
ŞEYH EMCED: Bu konu üzücü olduğu kadar da komiktir. Çünkü hayatında irab yapamayan biri kalkıyor 2 sene irab dersi alıyor ve SİBEVEYH’İ tenkid ediyor. Fıkıhta tek kelime bilmezlerken; kalkıp 2 sene üniversite okuyor ve tahassus (branş) olarak da fıkhın muasır muamelat bahsini seçerler ve onda hazırlarlar kendilerini. Sorarsın bana şunun hükmünü söyler misin? diye. der ki: benim branşım muasır muamelattır.
ŞEYH EMCED: AMMAR BN YASİR ile HZ ÖMER radiyallahu anhum; beraber giderlerken AMMAR ra cünub olur, fakat su yok ve EFENDİMİZ sav teyemmümü öğretir ona, o esnada da yanında HZ ÖMER ra vardı. Ama İBN MESUD İLE HZ ÖMER RA beraberlerken birgün yine cünupluk konusu hakkında konuşulur. İbn Mesud ra der ki: ya Ömer! sana ile Ammar’a Allah’ın Resulü sav ne buyurduysa onu yapın. Teyemmüm yapın. HZ ÖMER: ”ben hatırlamıyorum” buyuruyor.
Ve İBN MESUD ra, hz ÖMER ra hatırlamadı diye bu hadis i şerifi zayıflattı.

((( SİZ KİMSİNİZ VEHHABİKERLER HADİS İ ŞERİFLER HAKKINDA HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİNİZ HALDE ORTAYA BİR HADİS ATIP HÜKÜM VERİYORSUNUZ?))

ŞEYH EMCED: şimdi çıkmışlar bir hadis buluyorlar, tamam sahih hadis ama bu hadis i şerifin hükmünü insanlara anlattığın zaman ve fetva verdiğin zaman kaç tane hadis i şerifi (görmediğin) inkar etmiş oldun?
İmam ı Tirmizi ”İLEL” adlı eserinde: ‘not: bu eseri kendi hadis kitabından sonra yazıp oradaki kuralları dile getiriyor’ diyorki: benim bu kitabımdaki bütün hadisler fukehanın amel ittikleri hadistir. sadece iki hadis vardır ki: o hadisler her ne kadar sahih olsalar bile hiç bir alim bu hadislerle amel etmedi. Bu hadislerden biri:”EFENDİMİZ sav NORMAL BİRGÜNDE YAĞMUR VE YA SEFER SEBEBİ OLMADAN NAMAZLARI CEM ETMİŞTİR” Kardeşlerim bu hadis i şerif sahihtir ama ulema bu hadis i şerifle amel etmemişlerdir. neden?
HELE GİT İMAM I AZAM, İMAM I ŞAFİİ gibi ol ONLARIN FEHMİNE ULAŞ SONRA GEL DE Kİ BUNUN HÜKMÜ ŞUDUR ŞUNUN HÜKMÜ BUDUR.

ŞEYH EMCED: muamelat bahsinde geçen ‘hiyar ul meclis’ (yani iki kişi bir mecliste oturup alışveriş yapacaklar ve alışveriş gerçekleşir ama ikisi meclisi terketmemiş olmalarıyla beraber alışverişi bozabilirler) Şimdi bu konu hakkında İMAM I MALİK ve İMAM I EBU HANİFE fetva vermemişlerdir. yani o ikisi hiyar ul meclis olmaz demişlerdir. –>AHMAK<– ( onlar kendilerini biliyorlar) ÇIKIYOR DİYOR Kİ: HAYIR CAİZDİR HİYAR UL MECLİS… delilini ver dersin.
AHMAK: delilim şu hadistir: حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ يُوسُفَ ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ ، عَنْ نَافِعٍ ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عُمَرَ ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ : الْمُتَبَايِعَانِ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا بِالْخِيَارِ عَلَى صَاحِبِهِ مَا لَمْ يَتَفَرَّقَا إِلاَّ بَيْعَ الْخِيَارِ.
ŞİMDİ KARDEŞLER BU -> AHMAK <- KALKTI BÖYLE BİR DELİL VERDİ, KENDİSİNE SORDUĞUN VAKİT PEKİ MADEM BÖYLE BİR HADİS VAR VE HADİS KESİNLİKLE BİZ DE BİLİYORUZ SAHİHTİR. NEDEN İMAM I MALİK VE İMAM I EBU HANİFE CAİZ GÖRMEDİ?
AHMAK şöyle cevap verir: bu hadis BUHARİ’de geçiyor İMAM I MALİK VE İMAM I AZAM; imam ı buhariden önce yaşamışlardır ve İMAM I BUHARİNİN kitabını okumamışlar…
Doğrusu komedi bir durum 😀 neden mi? çünkü İMAM I BUHARİ bu hadis i şerifi zaten İMAM I MALİK tariki ile almıştır.
tarih: bugün ‘01.05.2012’

Categories: Vehhabi Fitnesi, Vehhabilik(tarih-hadis-alimler) | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Ebu Hanife’nin Allah Teala göktemi yoksa yerdemi sözü hakkinda!!

İmam-ı Azam Ebu Hanife rahimehullah el-Fıkhu’l-Ebsat’ta şöyle diyor:”Rabbimin gökte mi yoksa yerde mi olduğunu bilmiyorum diyen kimse kâfir olur. Aynı şekilde, “Allahü teâlâ Arş’ın üzerindedir, Arş’ın gökte mi yoksa yerde mi olduğunu bilmiyorum” diyenin durumu da böyledir.” (İmam-ı Azamın 5 eseri Şamil yayınları sh.94)

Bazı Şüphecilerin İmam Ebû Hanîfe’nin, bu sözüne sarılarak Allah Teala’nın –haşa– gökte olduğunu söylediğini ileri sürmeleri doğru değildir. Zira burada İmam, Allah Teala’nın gökte veya yerde olduğunu söylemekle O’na bir mekân isnad edilmiş olacağını vurgulamaktadır. Buradaki tekfirin anlamı budur,şöyleki;

1-Molla Aliyyül Kârî İmam-ı A’zam Ebu Hanife’nin bu sözü hakkında şu açıklamayı yazmaktadır:-“İmam İzz bin Abdusselâm, Hillu’r-Rumûz adlı kitabında İmam Âzam’ın şu sözünü kaydediyor: Kim Allah’ın yerde mi gökte mi olduğunu bilmiyorum derse, kâfir olur. Çünkü bu söz, Allah’ın bir mekânı olduğu düşüncesini akla getirir. Allah’ın mekânı olduğunu düşünen kimse ise Allah’ı yaratıklara benzeten kişidir. Şüphe yok ki İbn Abdusselâm alimlerin büyüklerinden biri olup sika (güvenilir) bir âlimdir.”- (bkz. Fıkh-ı Ekber Şerhi, “Miraç ve Allah’a Mekân İsnadı”)

2-el-Bayâdî rahimehullah İşârâtu’l-Merâm’ında bunu şöyle îzâh eder:-“Bunun sebebi, kâilin bu söz ile Hâlık-ı Zülcelâl (celle celâluhû)’ya cihet ve hudud tâyin etmesidir; zîra ciheti ve hudûdu olan her şey bizzarûre mahlukdur. Binâenaleyh bu söz, Allah (celle celâluhû)’ya kusûr atfetmekdir. İlâhî cismâniyyete ve cihete inanan o kimsedir ki, hevâss ile idrâk edilemeyen her şeyin varlığını münkîrdir. Onlar, fevkettabî‘a olan ulûhiyyet cevherini reddederler. Bu da onları kat‘î sûretde îmânsızlığa götürür.” (el-Kevserî, Makâlât, s.368-369; nakleden: Yusuf Hanîf)

3-Yusuf-i Nebhanî de bunu şöyle îzâh eder:”Bir kimse, “Allah’ın yerde mi gökte mi olduğunu bilmiyorum” derse, kâfir olur. Zira bu söz, Allahü teâlâ için bir mekân var da o kimse bunda şüphede imiş vehmini verir.” (Şevahidü’l-Hakk, s.218)

4-Muhaddis Ebul Mehâsin el-Kavukci “El-İtimad Fi’l İtikad” adlı kitabında şöyle diyor: “Allâh, yönlerden ve cisim olmaktan münezzehtir. O’nun hakkında; sağı, solu, arkası, önü vardır, Arş’ın üstünde, altında, sağında, solunda bulunmaktadır, Âlemin içinde veya dışındadır demek caiz değildir. O’nun yerini O’ndan başka kimse bilemez de denmez. Ve her kim “Bilmiyorum Allâh gökte midir, yerde midir? der ise küfre düşer. Çünkü bu iki yerden birini Allâh’a mekân olarak nispet etmiş olur.”

5-Şarih Ebu’l Leys Semerkandi bunun illetini şöyle göstermiştir;-”Çünkü o,bu sözü ile Allah’u teala’nın bir mekanı olacağını söylemek istemiş ve bu yüzden müşrik olmuştur.Çünkü Allah’u teala var iken mekan yoktu.Allah var iken;ne mekan,ne halk ne de başka bir şey vardı.O,her şeyin Halikıdır.Binaenaleyh mekan ancak sonradan olan şeyler için düşünülür.Bu hususta imam Tahavi şöyle demiştir;”Kim nefy’den (Allah’ı yok saymaktan) ve teşbihten (Allah’ı mahluka benzetmekten) sakınmassa,ayağı kayar ve Allah’ı gereği şekilde noksanlıklardan tenzih etmemiş olur.” Zira Rabbimiz celle ve ala vahdaniyet sıfatları ile mevsuf,ferdaniyyet sıfatları ile nitelidir.Mahluktan hiçbiri bu manada tasavvur edilemez.O’nun hududu,sınırı, rükünleri,azaları ve aletleri yoktur.Diğer varlıklarda olduğu gibi altı ciheti yoktur(sağ,sol,ön,arka,alt üst).” -(Zahit el-Kevseri’nin neşrinden İmam-ı Azamın 5 eseri Şamil yayınları sh.94)

Categories: Istiva/Itikat, Istiva/tevil | Etiketler: , ,

WordPress.com'da Blog Oluşturun.