Posts Tagged With: ahiret

Basiret hakkında Ibn Kayyim

Ibn teymiyyenin talebesi Ibn Kayyim:

Salikin gafletten uyanışı gerçekleştikten sonra düşünce uyanışını gerçekleştirmesi gerekir. Bu da kalbin önce özet olarak kendisine ulaşmaya hazırladığı maksadına yönelmesidir, maksadının ayrıntısı ve O’na götürecek yolu bilmesi daha sonra gelir.

Salikin fikri sahih olunca, basiret gerekir. Basiret Allah’ın dostları ve düşmanları için hazırladığı cennet ve cehennemi, va’d ve vaidini görmesini sağlayan kalbdeki bir nurdur. Basiret sahibi bir kimse insanların Allah’ın çağrısı üzerine korkarak kabirlerinden çıktıklarını, göklerden meleklerin inip onları çepe çevre sarmalarını, hüküm için, Allah’ın huzurunda hazırlandığını Allah’ın nuruyla yeryüzünü aydınlattığını, kitabın ortaya konup nebiler ve şehidlerin getirildiğini, mizanın kurulup, sahifelerin uçuştuğunu, hasımların toplandığını, borçlunun alacaklının boğazına yapıştığını, havz ve şeffaf kadehlerin parıltılarını, susuzluğun artıp, gelen – gidenin azaldığını, geçmek için köprü kurulup, insanların O’na doğru sevkedildiğini, köprünün aydınlatıldığını, altında katmer katmer ateş tutuşturulduğunu, ateşe düşenler, kurtulanlardan kat kat fazla olduğunu bütün bunları görür ve düşünür.

Onun kalbinde bütün bunları gören bir göz açılır. Onun kalbinde ahiret ahvaline açılan bir pencere olur, ona ahireti ve ahiretin devamlılığını; dünyayı ve dünyanın süratle gelip – geçici olduğunu gösterir.

Dolayısıyla “Basiret”; Allah’ın kalbe koyduğu bir nurdur, bu nurla rasüllerin, haber verdiği şeylerin hakikati bilinir. Salik gören bir gözle ahireti müşahade ediyor gibi olur.

[Medâricu’s Sâlikîn, Basiret mertebesi konusu]

bu sözler acaba başkalarından çıksa vehhabiler nasil tepki verirlerdi?  Buyuk ihtimalle herzamanki yaptiklari gibi tekfir ederlerdi

Reklamlar
Categories: Tasavvuf | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

MUHAMMED BİN ABDÜLVEHHAB:”SUFİLER İBADETE İTİNA İLE YAKLAŞİYORLAR”…!

Vehhabilerin Şeyhul İslam lakabiyla zikr etdikleri Muhammed bin AbdülVehhab İslamı iki kisimdan oluşmuş sayıyor, fikıh ve tasavvuf:

اعلمْ – أرْشدَك الله – أنَّ اللهَ سبحانه وتعالى بعَث محمداً – صلى الله عليه وسلم – بالهدى الذي هو العلمُ النافعُ ، ودينِ الحقِّ الذي هو العملُ الصالحُ ، إذا كان مَن ينتسِب

 إلى الدينِ : منهم مَن يتعانى بالعلمِ والفقهِ ويقول به كالفقهاءِ ، ومِنهم مَن يتعانى العبادةَ وطَلَبَ الآخرةَ كالصوفيةِ ، فبعَث الله نبيَّه بهذا الدينِ الجامعِ للنوعَيْن

“Bil ki – Allah seni doğruya yöneltsin – Allah – Subhanehu ve Teala – Muhammedi – sallallahu aleyhi ve sellem – faydalı ilim olan hidayet ve salih amel olan hakk dinle göndermişdir.
Din muntasıblarindan fakihler gibi ilim ve fıkıhla meşgul olurlar ve Sufiler gibi ibadete itinayla yaklaşan ve Ahireti taleb edenlerde var.
Yüce Allahda kendi Nebisini bu iki türü (fıkhı ve tasavvufu) oluşturan bir dinle göndermişdir.”

Kaynak: Muhammed bin AbdülVehhab: Fetava ve Mesail: sayfa 31

Categories: Vehhabilik(tarih-hadis-alimler) | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

WordPress.com'da Blog Oluşturun.