Istigase

Benden Değil Allah’dan Yardım İstenir Hadisinin Manası!!

bir hadisi şerifte varit olmuştur ki; peygamberimiz zamanında bir münafık müminlere çok sıkıntı çektirmeye başlamış. Hz. Ebubekir: “kalkın resulüllaha gidip bu münafık için yardım isteyelim” demiş ve yanına gitmişler. Resülüllah -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz onlara: “benden değil Allah’tan yardım istenir”\[1] buyurmuştur.

Yardım istemenin (istigase) caiz olmadığını ileri sürenler bu hadisi şerifi delil getirmişlerdir fakat buda batıl bir istidlaldir. Zira eğer hadisi bu şekilde delil kabul edecek olursak hadisin zahirinden hareketle resulullahtan hiçbir şey istenemeyeceğini anlamak zorundayız.

Böyle bir anlamlandırma, bizzat sahabeyi kiramın ve resulullahın kendi tatbikatı ile çelişmektedir. Sahabeyi kiram peygamberimizden -sallallahu aleyhi ve sellem- yardım istemiş, ondan yağmur yağmasını istemiş ve dua istemişlerdir. O da, isteyenleri memnun edecek şekilde isteklere icabet etmiştir. Naslarda çelişik ifadelerin bulunmasına engel olmak için bu rivayeti hadislerin geneline uygun bir şekilde tevil etmek zorundayız.

Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’in bu ifadelerinden muradı itikadımızda olması gereken tevhidin hakikatine işaret etmektedir. Yani hadisi şerif, gerçek yardım edenin Allah olup kulların ancak bir vasıta olduğunu, Cennet girmeyi, cehennemden kurtulmayı sağlamak ve azgınlıktan korunarak hüsnü hatime ile ölmek anlamına gelebilecek hidayete erdirmek gibi, kulların gücünü aşan şeyleri onlardan istenmemesi gerektiğini ifade etmektedir.

Hadisi şerifte sadece hayattakilerden yardım istenebileceği ama vefat edenlerden bir yardım istenemeyeceğine delalet eden bu böyle bir ayrıma delalet eden her hangi bir işaret yoktur. Bilakis hadisin zahiri, Allah’ın gayrısında ölü ya da diri herhangi birisinden yardım istenmeyeceğine delalet etmektedir. Bu zahiri anlamın kastedilmediğini de bira önce izah ettik.

Şeyh İbn-i Teymiye “fetava” adlı eserinde bu tarz manalardan bahsederek yanlış anlamlara dikkat çekmiştir:

“Allah’ın ve resulünün buyruklarından anlaşılması gereken doğru mana bazen anlaşılamayıp kastedilmeyen taraflara çekilebilmekdedir.. Böyle yanlış anlamalar reddedilmelidir. Taberani’nin “mucemü’l-kebir”[1] inde rivayet ettiği hadis buna iyi bir örnek teşkil etmektedir.

Peygamber efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında bir münafık müminlere sıkıntı çektirirmiş. Hz. Ebubekir: “kalkın resulüllaha gidip bu münafık için yardım isteyelim” demiş ve yanına gitmişler. Resülüllah -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz onlara: “benden değil Allah’tan yardım istenir” buyurmuştur.

peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-burada sadece Allah’ın güç yetirebileceği şeylerin kendisinden istenmesini reddetmiştir. Yoksa sahabeyi kiram “sahih buhari” de İbn-i Ömer’den nakledildiği üzere ondan dua ve yağmur yağması isteklerinde bulunmuşlardır.

İbn-i Ömer şöyle anlatır .: o sırada adam:

Hürmetine bulutlardan yağmur istenen asil insan

Sen yetimlerin sığınağı, fakirlerin barınağısın

şiirini söylüyor, ben de yağmur duası yaptığı esnada rasulüllah -sallallahu aleyhi ve sellem-’ın yüzüne bakıyordum. Rasulüllah, oluklar yağan yağmurdan taşana kadar duaya devam etti ve minberden inmemiş ve duaya devam etmişti..

[1] Taberani “mucemü’l-kebir” de rivayet etmiş, “mecmau’z-zevaid” 10/109 de “hadisin ravileri sahihtir senedinde Abdullah bin lehia bulunmaktadır” demiştir.

Kaynak : Mefaim – Merhuş Şeyh Muhammed El Alevi El Maliki K.s

Reklamlar
Categories: Istigase, Tevessül-Teberruk-Istiğase-Himmet

Ibn Teymiyye: Ölünün kerameti!

EVET KARDEŞLERİM MUHAMMED BİN ABDULVEHHAB VE ONLAR GİBİ BU ŞENİ3 (BERBAT, ZELİL) OLAN AKAİDİ SAVUNANLAR TEVESSÜL VE KABİR EHLİNDEN BİR ŞEY İSTEMEYE ŞİRK DİYORLAR !
PEKİ, BUNLARIN ŞEYHULİSLAM DİYE VASIFLADIKLARI ŞAHSİYYET BU KONU HAKKINDA NE DİYOR ?

ما يروى من أن قوما سمعوا رد السلام من قبر النبي صلى الله عليه وسلم ، أو قبور غيره من الصالحين . وأن سعيد بن المسيب كان يسمع الأذان من القبر ليالي الحرة . ونحو ذلك . فهذا كله حق ليس مما نحن فيه ، والأمر أجل من ذلك وأعظم .
وكذلك أيضا ما يروى : ” أن رجلا جاء إلى قبر النبي صلى الله عليه وسلم ، فشكا إليه الجدب عام الرمادة فرآه وهو يأمره أن يأتي عمر ، فيأمره أن يخرج يستسقي بالناس ” فإن هذا ليس من هذا الباب . ومثل هذا يقع كثيرا لمن هو دون النبي صلى الله عليه وسلم ، وأعرف من هذا وقائع .
وكذلك سؤال بعضهم للنبي صلى الله عليه وسلم ، أو لغيره من أمته حاجة فتقضى له ، فإن هذا قد وقع كثيرا ، وليس هو مما نحن فيه .
وعليك أن تعلم : أن إجابة النبي صلى الله عليه وسلم أو غيره لهؤلاء السائلين ، ليس مما يدل على استحباب السؤال ، فإنه هو ” القائل صلى الله عليه وسلم : أحمد (3/16). إن أحدهم ليسألني المسألة فأعطيه إياها ، فيخرج بها يتأبطها نارا ” ،
(2/254. Şamile)

BAZI KİŞİLERİN peygamber efendimizin sav kabr i şerifinden ve ya O’nun sav ümmetinden Salih kişilerin kabirlerine verdikleri SELAMI aldığını duyması. Ve Said bin el Museyyeb’in de ezanı bazı gecelerde KABR İ ŞERİFTEN duyması. Ve bunlar gibi birçok hadiseler, bunların hepsi haktır ve bizim şirk dediğimiz konuya girmez. Bu kabirleri bayram alanına çevirmek ve şenlikler yapmak konusuna girmez,

Ve aynı şekilde birisi EFENDİMİZİN sav kabr-i şerifine gelip kuraklıktan şikayet edince EFENDİMİZ sav o adama HZ ÖMER’e ra gitmesini ve ona çıkıp yağmur duası yapmasını emreder. Bütün bunlar haktır, bunlar şirke girmez kabirleri bayram ve şenlik alanına çevirme konusuna girmez. Ve bu tür olaylar o kadar çoktur ki değil Peygamber bilakis Peygamberlerden daha düşük makamlı olanlardan da çokça vaki olmuştur. Ben bile bunların vaki olduğuna şahitlik etmişim.

Aynı şekilde bazıları Peygamberden sav ve ya onun sav ümmetinden olan herhangi bir kişiden dilediği ve dileklerinin onların bu dileklerini yerine getirdikleri olmuştur. Bu tür olaylar çok vaki olmuştur. Bunlar bizim şirk dediğimiz konulara girmez.
• Ve aynı şekilde Bazı kimselerin, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem veya ümmetine mensup salih bir şahsiyet aracılığı ile Allah’tan bir şey dilemeleri ve bu dileklerinin Allah tarafından, Peygamberinin veya o kulunun elinden yerine getirilmesidir. Bu da çok görülen bir olaydır.

Böyle bir dileğin yerine gelmesi yanı başında duâ edilen mezarda yatan ölünün kerâmeti olarak sayılabilir.

Ve senin bilmen gereken şudur: Peygamberin sav ve ya Salih kişilerin isteyenlerin hacetini (sıkıntısını) gidermek; istemenin mustehablığına delalet etmez. Çünkü bunu (benden isteyin veririm) söyleyen RESULULLAHTIR sav, bunun İMAM I AHMED rivayet etmiştir. (16/3) onlardan biri benden bir şey ister ve ben de onlara veririm, onunla yola çıkar ve istekleri onu ateşe götürür dereceye ulaştırır. (yani verenin artık ALLAH U TEALANIN verdiğini unutması ile, konunun dışına çıkarsa onu ateşe götürür)


[İbnTeymiyye, İktizâu’s-Sırâti’l Müstekîm, s: 373-374, Dârul Marife, Beyrut, tsz. Sırat-ı Müstakim İbn Teymiyye Kabir Ziyaretleri Bölümü Tercüme Pınar Yay. s. 494 baskı 2004 ]

Categories: Ölünün tasarrufu, Istigase, Kabir ve ruh | Etiketler: , , , , , , , , ,

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.