Vahdet-i Vücud, mevcudatı Rabbi karşısında utandırmaktır

İmam-ı Rabbani’nin oğlu Şeyh Muhammed Masum, vahdet-i vücud görüşünü savunanların eşyanın Hakk’ın mazharı ve aynası olması düşüncesini de eleştirerek reddeder. Bunu bir derviş ile alemdeki mevcudat arasında geçen bir diyalog ile dillendirir. Bu diyaloga göre bir derviş, zamanın birinde imkân aleminin mevcudatından olan yeryüzü misali, bulutlar, güneş, nebatlar ve hayvanlara sorar. Vahdet-i vücud erbabı sizlerde ayna gibi matlubun şuhud ve müşahadesini isbat ederler. Duğru mudur? Matlub sizlere cilve yapan mıdır? O mevcudattan her biri ayrı ayrı Hakkı tenzih ve takdis edip derler ki; “Bu söz bizlere töhmettir. Bizlerde kudret mi vardır ki mazhar ve ayna olmak davasını güdelim. Hakk (celle celaluh) şanı en yüce ve tenzihe apaçık olandır. Bizlerde nasıl zuhur etmiş olsun. Gölgenin suçunu güneşe yükleme. Bir insan körse güneşin suçu ne?” deyip kendilerini mahza boş ve sırf basit varlıklar olarak gösterdiler. Şeyh Muhammed Masum, Mektubat trc. 1, m. 156, s.118

Şeyh Muhammed Masum vahdet-i vücud ehlinin bu aciz, çaresiz varlıklarda olmayan özellikleri onlara nisbet etmesinin o varlıkları töhmet altında bırakarak Hakk’ın karşısında utandırdığını anlatmak istemektedir.

Şeyh Muhammed Masum’a göre Hakkın heybeti mevcudatı o denli istila eder ki bunu ifade etmek mümkün değildir.  O varlıklar ancak korku ve utangaçlıktan eriyip su gibi akarlar. Aynı şekilde güneş de kendine ibadet edenlerden uzak durup bu cemaat beni utandırıp rezil, rüsva eyledi. Ben murad olunmayan, perişan ve bu makamda titreyen, inleyen bir acizim. der. Şeyh Muhammed Masum a.g.e. (trc) 1, m. 156, s.119

Reklamlar
Categories: Vahdet-i Vücud

Yazı dolaşımı

Yorumlar kapatıldı.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: